26 Aralık 2015 Cumartesi

Boşanma Suresi (Talak) 3. ve Olay Suresi (Vakıa) 8.

Talak 3. / Vakıa 68.
Bismillah.
See ye the water which ye drink?

Tipografi: OKU © / Fotoğraf: Trevor 

○•○• ALLAH 'IN AYETİ OLARAK : "SU" •○•○
Yeryüzünde SIVI, KATI ve GAZ halinde olmak üzere oldukça fazla miktarda su bulunmaktadır. 

►Bu miktarın %97'si tuzludur.

►Dünyadaki tatlı suyun %75'i ise kutuplarda katılaşır.

►Toplam suyun geriye kalan %1'i içilebilir ve/fakat bunun çoğu ulaşılamayan derinliklerdeki yer altı sularıdır.

►Canlılığın ihtiyacını karşılayan su ise, göllerde ve nehirlerde bulunan toplam suyun %0.05'idir.

►Bu az miktar bile yeryüzündeki canlıların yaşaması için yeterlidir.

►“Suyun katı hali olan buzun yoğunluğu sudan daha azdır. Su, buz haline dönüştüğünde hidrojen bağları nedeni ile buzu oluşturan her bir molekül komşusunu sıkıca yakalar, ama buzu oluşturan bu moleküller arasındaki uzaklık çok fazladır. Dolayısıyla bu molekülleri oluşturan bağlar arasında boşluklar kalır. Katı haldeki suyun yapısı işte bu nedenle sıvı durumuna göre daha fazla boşluk içerir ve bu nedenle de daha az yoğundur.”

►Hidrojen bağlarının bu özelliğinden dolayı su daima yüzeyden başlayarak donar. Suyun bu özelliği canlılık için oldukça önemlidir. Kutuplarda ve kış aylarında göl ve denizlerin üst kısımları buz tutar ve su yüzeyinde tonlarca ağırlıkta buz kütleleri oluşur. Buz kütlelerinin altında ise su, sıvı halde kalır. Suyun üst kısmında bulunan buz kütlesi, dışarıdaki soğuğun alt kısma geçmesine engel olur. Bu sayede alt kısımdaki su, artı 4 dereceye kadar soğur. İşte tam bu noktada suyun bu özelliğinin önemi karşımıza çıkar. Suyun yüzeyden donması ve alt katmanları izole ederek daha fazla soğumasını engellemesi vesilesiyle, suyun altındaki canlı hayat devam edebilir. Şayet su dipten donmaya başlasaydı, bir yalıtım olmadığı için donma yüzeye doğru devam edecek, deniz ve göllerin tamamı buz olacak, böylece sudaki yaşam son bulacaktı.

►Su, iki hidrojen ve bir oksijen atomunun birleşmesi sonucunda ortaya çıkan bir moleküldür. Doğada bol miktarda hidrojen ve oksijen atomu bulunmasına rağmen, bu atomlar bir anda birbirlerine bağlanarak suyu oluşturamazlar. Suyun oluşabilmesi için bu iki atomun çok yüksek bir sıcaklık ve enerji seviyesinde çarpışmaları gerekmektedir. Bu çarpışma esnasında, hidrojen ve oksijen atomlarını oluşturan bağlar zayıflar ve bu iki atom, yeni bir molekül olan suyu oluşturmak üzere birleşirler. Çarpışma esnasında suyun oluşabilmesi için gerekli yüksek ısı ve enerji, şuan yeryüzünde mevcut değildir. Şuan yeryüzünde bulunun bütün sular, dünyanın oluşumu esnasındaki yüksek ısı ve enerji sonucu oluşmuştur.

►Her sıvının yüzey gerilimi farklıdır. Su diğer tüm sıvılardan daha yüksek bir gerilime sahiptir. Burada yine bir başka yaratılış harikası kaşımıza çıkar. Örneğin bitkilerin hiçbir pompa ve kas sistemi olmadan toprağın derinlerindeki suyu en yukarıdaki yapraklara kadar iletebilmesi, suyun yüksek yüzey geriliminden kaynaklanır. Şayet suyun yüzey gerilimi diğer sıvılardaki gibi düşük olsaydı, o zaman büyük kara bitkilerinin yaşaması imkânsız hale gelirdi. Bitkilerin olmadığı bir ortamda insanların yaşamını idame ettirebilmesinin mümkün olmadığını düşünürsek, Rabbimizin üzerimizdeki lütfuna bir kez daha şahit oluruz.

(P. W. Atkins, Molecules, A Division of HPHLP New York, 1987, sf. 23)