11 Haziran 2026 Perşembe
15 Ocak 2026 Perşembe
Miraç Olayı ve Kur'an
9 Ocak 2026 Cuma
4 Nisan 2025 Cuma
6 Mart 2025 Perşembe
15 Ocak 2025 Çarşamba
2 Ocak 2025 Perşembe
Regaip Kandili
REGAİP KANDİLİ:
İslam'da kandil günleri veya geceleri diye bir kavram yoktur ve Kur'an'da geçmemektedir.
Regaip Kandili diye gelenekleştirilmiş bu gün de İslam'a sonradan eklenmiş geleneksel bir anlayışın sonucudur.
Regaip kandili vb. anma günleri Nebi Muhammed'in vefatından yaklaşık 500 sene sonra uydurulmuştur.
İslam'da mezhep ve mezhepleşme de yoktur hatt bu konuda Allah'tan uyarı vardır: “Dinlerini bölük bölük edip her biri bir kişinin taraftarı olmuş olanlar var ya, sen hiçbir konuda onlardan olamazsın. Onların işi Allah’a kalmıştır. Daha sonra Allah, onların yaptıklarını kendilerine bildirecektir.” (En’âm, 6/159)
Dolayısı ile sünni itikadına göre kandil günlerinden kabul edilen Regaip gecesi, ve diğer kandil gecelerinin kutlanması gerektiğine dair öne sürülen şeylerin de herhangi bir Kur’anî delili bulunmamaktadır.
7 Kasım 2024 Perşembe
24 Şubat 2024 Cumartesi
İSLAM ve KANDİL
►►► İSLAM'DA KANDİL GÜNLERİ
gibi özel arınma günleri YOKTUR!
Beraat Kandili diye inanılan kurtuluş günü, aynı Miraç Kandili gibi geleneksel uydurmadan başka bir şey değildir.
►BERAAT GECESİ; YAHUDİLİKTEKİ YOM KİPUR /KEFARET GÜNÜ’NÜN BİZE ADAPTASYONUNDAN İBARETTİR!
Yom Kipur günü, Yahudiler için en kutsal gündür. (Youm=yevm/ gün, Kippur= kefaret demektir.)
Onların kefaret ve tövbe günüdür. Yahudiler genel olarak bu günü 25 saatlik bir oruç ve yoğun olarak dualarla, günün büyük kısmını sinagoglarda geçirirler. Yapılan ibadetler sonucunda Yahudiler günahlarından kurtulurlar / Beraat ederler!
►Yahudi geleneklerine göre, Tanrı, Roş Aşana'da insanların kader kitaplarını açar ve onların durumlarına göre, Yom Kipur'da karar alıp, kader kitaplarını kapatır.
Hristiyanların da İsevi İslam'a sonradan soktuğu YORTU Günlerine karşılık üretilmiş KANDİL (LAMBA) günleri için Allah’ın Kitabı Kur’an’da hiçbir işaret yoktur.
Toplumlar tarafından mübarek kabul edilen bu geceler, Muhammed Nebi’mizin döneminden çok sonra (en erken 350 yıl sonra!) Mısır ve Kudüs’te kutlanmaya başlamış, daha sonra İslam dünyasının çeşitli bölgelerine yayılmıştır.
Bu kutlamalar İslam’ın bir emri veya bir tavsiyesi değildir. Müslüman toplumlar tarafından ortaya çıkarılmış ve bir “gelenek” haline gelmiştir. Osmanlı padişahlarından II. Selim döneminden itibaren ‘kandil’ adını alan bu geceler Müslümanlar tarafından mirâciye, regâibiye, mevlüt gibi çeşitli etkinliklerle ihya edilmiştir. Kandil gecelerini kutlayan her toplum kendi kültüründen bir şeyler eklemiş ve böylece bu geceler gelenekselleşmiştir.
Böyle uyduruk özel geceler, Nebi Muhammed as. kullanılarak onun üzerinden Allah'ın ayetlerine karşı yapılmış iftiralardır.
►
Rahman'ın ismiyle.
Muhakkak ki Allah kendisine şirk koşulmasını asla bağışlamaz; ondan başkasını dilediği kimse için bağışlar. Her kim Allah’a şirk koşarsa gerçekten çok büyük bir günahla iftira etmiş olur.
(Kerim Kur'an 4-48)
►
Kim bir iyilik yaparsa ona on katı verilir; bir kötülük yapan ise, yalnız onun karşılığı ile cezalandırılacak ve onlara haksızlık edilmeyecektir.
(Kerim Kur'an 6-160)
►
Artık şirkten vazgeçerlerse, şüphesiz ki Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.
(Kerim Kur'an 2-192)
9 Şubat 2024 Cuma
Kandil ve İslam
MİRAÇ KANDİLİ VE MİRAÇ OLAYI
KUR'AN'DA DELİLİ OLMAYAN GELENEKSEL BİR ANLATIMDIR.
Selam.
Kur'an'da özel bir mucizesi olmadığı özellikle belirtilen Muhammed Nebimizi diğer peygamberlerle yarıştırıp üstün kılmak isteyen zihniyetler, ona da bir süper kahramanlık yakıştırarak Miraç olayını hikayeleştirmişlerdir. Çünkü mucizesi olmayan Muhammed Nebi'yi kabul etmiyorlardı, muhakkak üstün özellikleri olmalıydı.
Toplumlar tarafından mübarek kabul edilen bu kandil geceleri, Muhammed Nebi’mizin döneminden çok sonra (en erken 350 yıl sonra!) Mısır ve Kudüs’te kutlanmaya başlamış, daha sonra İslam dünyasının çeşitli bölgelerine yayılmıştır.
Bu kutlamalar İslam’ın bir emri veya bir tavsiyesi değildir. Müslüman toplumlar tarafından ortaya çıkarılmış ve bir “gelenek” haline gelmiştir. Osmanlı padişahlarından II. Selim döneminden itibaren ‘kandil’ adını alan bu geceler Müslümanlar tarafından mirâciye, regâibiye, mevlüt gibi çeşitli etkinliklerle ihya edilmiştir. Kandil gecelerini kutlayan her toplum kendi kültüründen bir şeyler eklemiş ve böylece bu geceler gelenekselleşmiştir.
Miraç olayı için delil olarak gösterdikleri İsra Suresi 1. ayete bakalım:
►Bir kısım ayetlerimizi kendisine göstermek için, kulunu bir gece Mescid-i Haram'dan, çevresini bereketlendirdiğimiz Mescid-i Aksa'ya ►►YÜRÜTEN◄◄ O yücedir. Gerçekten O, işitendir, görendir.
Görüldüğü üzere Kur'an bize; semaya uçmak, binek Burak ya da binek RefRef ile kainatı dolaşmak gibi mucizevi bir anlatım değil, "yürümek, yürütülmek, gönderilmek, gitmek" anlamları içeren bir eylemden bahseder.
Kur'an'da Allah, Nebi Muhammed'e, insanları şaşırtarak dine ve Allah'a inandıracağı doğaüstü bir mucize verilmediğini şöyle açıklar:
►Bizi, mucizeler göstermekten alıkoyan, daha öncekilerin onları yalanlamış olmasından başka bir şey değildir. (İsra 59)
Buna rağmen, Allah'a ve Nebi'sinin getirdiği dine imanda sorun yaşayan toplumlar, diğer Nebileri kıskanırcasına Muhammed. as a da mucizeler uydurarak ona ve Allah'a iftira üretmişlerdir.
◄Nebimiz Muhammed as.'a atfedilen mucizevi olaylar ve atılan diğer iftiralar şunlardır.►
• Ayı ikiye yarması yalanı.
• Sünnetli doğması yalanı.
• Doğduğu gün dünyada bin yıllık ateşin sönmesi yalanı.
• Göğe kaldırılması, Miraç yalanı.
• Gökyüzünde Allah ile anlaşma yapması yalanı.
• Namazı 5 vakte indirmesi yalanı.
• Ona şefaat yetkisi verildiği yalanı.
• Onun için kainatın yaratıldığı yalanı.
• ve devam eden diğer yalanlar...
İlk defa Malik İbn i Sasa'nın naklettiği rivayetteki anlatılanlara bağlı olarak Müslümanların aldatıldığı, dini duygularının istismar edildiği konulardan biri de yine dine sonradan sokulan Miraç Kandili gecesidir.
Zuhruf Suresinin 84. ayetinde "Göklerdeki ilah O’dur, yerdeki ilah da O’dur. Doğru kararlar veren ve her şeyi bilen O’dur."
ifadeleriyle belirtildiği gibi Yüce Rabbimiz Allah, gökte ve yerde, Kâinatın her zerresinde olduğu halde bu gecede sanki Allah bizden çok uzaklardaymış, ulaşılamaz göklerdeymiş gibi bir inanç ile, Nebimiz Muhammed'in gökyüzüne Allah'ın huzuruna miraca çıkarıldığı ve bundan dolayı da, insanların fıtri yapısında mevcut olan, bir gecede kolay kazanç elde etme zaaflarından yararlanılıp, geceyi çeşitli ritüellerle ihya eden mütedeyyin insanlara da diğer bol ödüllü kandiller gibi miraç adı ile de Cennetin vaat edildiği kutsal bir gece haline getirilmiştir.
Bu kutsallaştırılmış gecede Cennete giden yol, sayılı ve pazarlıklı zikirmatiklerle çekilen tespih zikirleri ile, aslı astarı ve kimin dine soktuğu belli olmayan hezeyanları yerine getirmekle tarif edilmektedir. Bütün bunlar için de bu kaynaklarda, Kur’andaki İsra Suresinin 1. ayetinde özellikle " gece yürüşü " ifadesi ile Necm Suresinin 1 – 18. ayetleri içerisindeki " Sidret i münteha " ifadesi saptırılarak Miraç konusuna delil yapılmaktadır. Sonra da konu allanıp pullanıp, değişik hikâyelerle bir efsaneye ve Muhammed Nebi'nin mucizesine dönüştürülmektedir.
Buna bağlı olarak da konu, Ramazan ayındaki Kadir Gecesine benzetilerek, her yıl Recep ayının 27. gecesi de Miraç Kandili olarak kutlanmaktadır.
Bu inançlarla yaşatılan ve Kur’anın mealini Türkçe okumaktan uzak tutulan Müslüman kardeşlerimiz de, çoğunlukla Kur’anı kendileri anlayarak okuma çabasında olmadıkları için, her gecenin Allah katında makbul olduğunu, her zaman ve her yerde kabule layık olan duaların kabul edileceğini, sadece bir gece değil, Allah’ın her an anılmasının, ibadetin samimiyetinin, sürekliliğinin gerekliliğini, kandil geceleri olarak icra edilen kutsal gecelerin, Kur’anda, İslam’da ve Nebimiz zamanında olmadığını hiçbir zaman öğrenemeyeceklerdir.
Sonuç olarak anlatılan ve yaşanan olayları ile, rivayetlerde geçen ayrıntıları ile Miraç, inanılması ve dinin bir parçası gibi yaşanılması gereken bir gerçek değildir. Ancak toplumda, önce 1570 li yıllarda sokaklarda ve Camilerde kandiller yaktırarak, Osmanlı Padişahı Sarı Selim'in dine soktuğu Kandil geceleri, 1588 yılında Osmanlı Padişahlarından 3. Murat'ın siyasi olarak bu gecelerde Camilerde mevlit okutturması ile her nasılsa yerleştirilmiş olunan bir gelenektir, dine sonradan sokulan bir yanlıştır.
Her Müslüman, Kur’anı bizzat kendisi anladığı dilden okumalı, aklını kullanmalı, her rivayete, din adına her söylenene inanmamalı, mutlaka Kur’an ile sorgulamalıdır.
Kitabımız Kur’anda İbrahim Suresinin 1. ayetinde “ Elif Lam Ra ! Bu Kitap Bizim, insanları Rablerinin izni ile karanlıklardan aydınlığa ve göklerde olan şeyler, yerlerde olan şeyler Kendisinin olan Aziz Allah’ın yoluna çıkarman için sana indirdiğimiz bir ışıktır. “ ifadeleriyle belirtilerek, karanlıklardan kurtulmanın, aydınlanmanın yegâne kaynağının Kur’an olduğu anlatılmaktadır. Bu nedenle Allah'a ve Kitabına inanmış, iman etmiş olduğunu söyleyen insanların, kandil, lamba, mum, elektrik gibi dünyanın geçici araçlarına anlamlar katarak, onların hikaye edilmiş aydınlığına sığınmaları yerine, Kur'an ile aydınlığına kavuşmaları dileğiyle...
19 Aralık 2023 Salı
24 Ekim 2023 Salı
26 Eylül 2023 Salı
İSLAM ve KANDİL GÜNLERİ
❌ İSLAM'DA KANDİL YOKTUR!
Allah adına geleneksel olarak uydurulmuş kandil isimli bu özel ilan edilen günlerde, günahların daha çok bağışlanacağı gibi inançlarla Allah ile birlikte Nebi Muhammed'i de Allah'ın yanına koyarak dua edilmektedir. Böylesi geleneklerden uzak durmak, yalnızca Allah'tan istemek ve medet ummak gerekir.
•
⛔ Mevlit: “Doğum yeri” ve “doğum zamanı” anlamına gelen Mevlid, Nebi Muhasmmed as.‘ın doğum günü kutlamalarına denildiği gibi aynı zamanda bu kutlamalarda okunmak üzere kaleme alınan eserlerin ortak adıdır. Nebi Muhammed as dönemi olsun Ashâb-ı Kirâm, Emevî ve Abbâsîler dönemlerinde dahi herhangi bir kutlama örneğine rastlanmayan Mevlid kandili, ilk kez hicretten yaklaşık üç yüz elli yıl kadar sonra Mısır’da, Şii Fâtimî Devleti döneminde kutlanmıştır.
•
⛔ Mevlit toplantılarına baktığımızda; başta şirk olmak üzere, küfür, bid’atlar gibi İslam'a muhalif ögeler içeren ayinsel törenler olduğu apaçık görülür.
•
⛔ Başta imamların anlattığı ve peygamberi Allah'a sevgili ve ortak ilan eden konuşmalar olmak üzere, mevlithanların da dile getirdiği müzikli sözler tümüyle Allah'a ve ayetlerine muhalefetten ibarettir.
Mesela arada sırada “Medet ya Rasulullah!” veya “Bizlere imdat kıl!”, “Ya Rasulullah yalnız sanadır itimadımız!”, “Ya Nebiyullah kaldır bizden sıkıntıyı!” gibi yalnız Allah’a dua edip isteneceği şeyleri Nebi Muhammed'den isterler ve topluma da böyle empoze ederler. Sünni yaklaşımın ürettiği ezanlarda bile Muhammed Nebi için evvel ve ahir ilanı yapılarak Allah'a karşı küfür işlenmektedir.
•
💢💢 MEVLİD GECELERİNDE OKUNAN
Süleyman Çelebi'ye ait şu KÜFÜR ŞİİRİNE BAKIN:
Mevlîd-i Şerîf (Vesiletü'n-Necat) (Kurtuluş Vesilesi)
Dedi gördüm ol Habibin ânesi
Bir acep nur kim güneş pervanesi
Berk urup çıktı evimden nagehan
Göklere dek nur ile doldu cihan
Gökler açıldı ve feth oldu zulem
Üç melek gördüm elinde üç alem
Biri meşrık biri mağribde anın
Biri damında dikildi Kâ'benin
Üç meleğin biri Doğuda, biri Batıda diğeri ise Kabe’nin damında belirmiş… !!?
•
⛔ Halk arasında Mevlid (Mevlit, Mevlüd, Mevlüt olarak da kullanılır) olarak bilinen bir şiirdir. Süleyman Çelebi tarafından yazılmış olan ve asıl adı “Vesiletünnecat” olan bu şiirin konusu Nebi Muhammed'i övmektir. Mesnevi türündendir, 300'e yakın beyitten oluşmaktadır.
Nebi'nin doğum günü, 12 Rebiülevvel'dir. İslam dünyası her yıl bu günü “Mevlid Kandili” olarak kutlar. Mevlid geleneği, yüzyıllardır sürmektedir. Kandiller dışında; çocuk 40'ını çıkınca, bir Müslümanın vefatının 40. gününde, adaklarda, evlenme töreninde, hacıların dönüşünde, sünnet merasiminde, asker uğurlamada mevlid okuma geleneği vardır.
⛔ Bu mevlidlerde Süleyman Çelebi'nin Vesiletünnecat'ı (Kurtuluş Vesilesi) (1402) okunur. Mevlid günleri oruç tutma, geceleri ilahi, dua, vaaz, kıraatle kutlama yaygındır.
•
⛔ Nebi Muhammed bu hareketlere ve sözlere şahit olsaydı ki kendi döneminde benzer sözler söyleyen müşriklerin de durumu aynı böyleydi.
Bu duruma karşı çıkar ve kandilci zihniyeti tevhide çağırırdı.
Zira darlıkta olan imdada yetişen, sıkıntıları gideren, kendisine dayanılıp imdat istenilen yalnız Allah'tır ve O'ndan başka sığınılacak yoktur.
•
►►"İslam'da kandil günleri yoktur.“ dendiğinde:
Bazıları şöyle derler:
“Mevlitte biz Rasululah’ı seviyoruz ve dua ediyoruz suç mudur?”
⛔ Gerçek şu ki, onlar Resulullah'a ters düşen yalan ve iftiralar içeren şeyler okumaktalar ve Nebimizi Allah'a ortak ederek salavat adı altında küfre bulaşmaktadırlar.
Ayrıca Nebi'nin doğduğu Rebiye'l-Evvel ayı, onun ölüm ayıdır da. Dolayısıyla sevinç ayı olmaktan çok, üzüntü ayı olmalıdır, -ki, İslam da ne kimsenin doğumu için kutlama, ne de ölümü için matem törenleri tertipleme yoktur.
•
⛔ İnsanların çoğunun mevlit merasimine önem vermesi, onun İslam'a uygun bir müslüman olduğunu ifade etmez. Çünkü İslam "çokluk neredeyse, hak da orada olsun” dini değildir.
Bütün insanlar hakka karşı çıkmış olsa, onu benimseyen tek bir kimse bulunmasa dahi “hak” yine haktır ve gerçek olan odur.
📖 Yüce Allah şöyle buyuruyor:
📙 İbrahim, Allah'a hanifliğin tek başına öncüsüdür. Asla müşriklerden değildir. Nahl/120
📙 “Yeryüzünde çoğunluğa uyarsan seni Allah’ın yolundan saptırırlar.” |En’am, 6/116|
⭕ Eyyûbîler döneminde birçok tören ve bayram kaldırılmış; fakat Mevlid kutlamaları başta olmak üzere bunlar Erbil Atabegi Begteginli Muzafferuddin Kökböri (ö. 629/1232)tarafından büyük törenlerle yeniden kutlanmaya başlamıştır.
⭕ Fâtımîler dönemindeki kutlamalar daha çok devlet erkânı arasında olup resmi nitelikli iken Kökböri dönemindeki kutlamalara halkın da katılımı sağlanmış, büyük ziyafetler ve şölenler tertiplenerek adeta bir bayram havası estirilmiştir. Muzafferuddin Kökböri’nin bu kutlamaları yeniden başlatmasının ardında ise Musullu sûfi Ömer b. Muhammed el-Mellâ’ın bulunduğu belirtilmektedir.
Nebi Muhammed as.'ın doğum günü olan bu günün/gecenin birtakım ibadetlerle kutlanmasına yönelik herhangi bir delil mevcut değildir.
➡ Kur’an’da bugün geniş halk kitleleri tarafından kutlandığı şekliyle kandil gecelerine dair hiçbir işaret yoktur.
Mübarek kabul edilen bu geceler, Nebi ve ashabından çok sonra (en erken 350 yıl sonra!) Mısır ve Kudüs’te kutlanmaya başlamış, daha sonra İslam dünyasının çeşitli bölgelerine yayılmıştır.
➡ Bu kutlamalar İslam’ın bir emri veya bir tavsiyesi değildir.Müslüman toplumlar tarafından ortaya çıkarılmış ve bir “gelenek” haline gelmiştir.
🚫 Osmanlı padişahlarından II. Selim döneminden itibaren ‘kandil’ adını alan bu geceler Müslümanlar tarafından mirâciye, regâibiye, mevlüt gibi çeşitli etkinliklerle ihya edilmiştir. Kandil gecelerini kutlayan her toplum kendi kültüründen bir şeyler eklemiş ve böylece bu geceler gelenekselleşmiştir. Neyin ibadet neyin gelenek olduğunun Müslümanlarca bilinmesi de elbette ki zaruridir.
📖 Kerim Kur'an
—
Yaratan, gözeten, hamde layık, yüce Tek Veli, Tek Efendi, dua için yönelilen tek Yardımcı, Rahim olan Rahman'ın adıyla.
📙 Yoksa ALLAH'ın izni olmadığı halde onlar için dini kurallar ve yasalar ortaya koyan ORTAKLARI MI VAR?
Daha önce belirlenmiş bir karar olmasaydı aralarında mutlaka hüküm verilirdi. Zalimlere acı bir azap vardır.
Elbette Allah doğru söyledi. (Şura 21.)
-
📙 Allah, kendisine ortak koşulmasını asla bağışlamaz; bundan başka günahları, dilediği kimse için bağışlar. Allah'a ortak koşan kimse büyük bir günah ile iftira etmiş olur. (Nisa 48.)
-
13 Eylül 2023 Çarşamba
2 Ağustos 2023 Çarşamba
14 Haziran 2023 Çarşamba
2 Mayıs 2023 Salı
17 Şubat 2023 Cuma
Miraç Olayı ve Kur'an
MİRAÇ KANDİLİ VE MİRAÇ OLAYI
KUR'AN'DA DELİLİ OLMAYAN GELENEKSEL BİR UYDURMADIR.
Selam.
Kur'an'da özel bir mucizesi olmadığı özellikle belirtilen Muhammed Nebimizi diğer peygamberlerle yarıştırıp üstün kılmak isteyen müşrik zihniyetler, ona da bir süper kahramanlık yakıştırarak Miraç olayını hikayeleştirmişlerdir. Çünkü mucizesi olmayan Muhammed Nebi'yi kabul etmiyorlardı, muhakkak üstün özellikleri olmalıydı.
Toplumlar tarafından mübarek kabul edilen bu kandil geceleri, Muhammed Nebi’mizin döneminden çok sonra (en erken 350 yıl sonra!) Mısır ve Kudüs’te kutlanmaya başlamış, daha sonra İslam dünyasının çeşitli bölgelerine yayılmıştır.
Bu kutlamalar İslam’ın bir emri veya bir tavsiyesi değildir. Müslüman toplumlar tarafından ortaya çıkarılmış ve bir “gelenek” haline gelmiştir. Osmanlı padişahlarından II. Selim döneminden itibaren ‘kandil’ adını alan bu geceler Müslümanlar tarafından mirâciye, regâibiye, mevlüt gibi çeşitli etkinliklerle ihya edilmiştir. Kandil gecelerini kutlayan her toplum kendi kültüründen bir şeyler eklemiş ve böylece bu geceler gelenekselleşmiştir.
Miraç olayı için delil olarak gösterdikleri İsra Suresi 1. ayete bakalım:
►Bir kısım ayetlerimizi kendisine göstermek için, kulunu bir gece Mescid-i Haram'dan, çevresini bereketlendirdiğimiz Mescid-i Aksa'ya ►►YÜRÜTEN◄◄ O yücedir. Gerçekten O, işitendir, görendir.
Görüldüğü üzere Kur'an bize; semaya uçmak, binek Burak ya da binek RefRef ile kainatı dolaşmak gibi mucizevi bir anlatım değil, "yürümek, yürütülmek, gönderilmek, gitmek" anlamları içeren bir eylemden bahseder.
26 Ocak 2023 Perşembe
İslam'da Kandil
REGAİP KANDİLİ:
İslam'da kandil günleri veya geceleri diye bir kavram yoktur.
Regaip Kandili diye gelenekleştirilmiş bu gün de İslam'a sonradan eklenmiş uydurma bir anlayışın sonucudur.
Regaip kandili anma günleri Nebi Muhammed'in vefatından yaklaşık 500 sene sonra uydurulmuştur.
İslam değil sünni itikatına göre Recep ayında kutlanan Regâip kandili ve bu gecelerin kutlanması gerektiğine dair öne sürülen şeylerin de herhangi bir Kur’anî delili bulunmamaktadır.
► Özellikle tasavvufi eserlerde yer alan, Muhammed Nebi’mizin Regâip gecesinde ana rahmine düştüğü (!), Recep ayının ilk Perşembe günü oruç tutup gecesinde Regâip namazı adıyla bir namaz kılmanın sevap olduğu ve bu gecenin birçok faziletinin bulunduğu yönündeki rivayetlerin hepsi ahlaksızca uydurulmuş iftiralardan ibarettir.
Bu ahlaksız rivayete dikkatle bakıldığında, Muhammed Nebi’mizin ebeveynlerinin çocuk yaptığı güne atıfta bulunulur.
► Bir de halk arasında “üç aylar” olarak bilinen Recep, Şa’ban ve Ramazan ayları hakkında rivayet edilen: “Recep Allah’ın ayıdır, Şa’ban benim ayım, Ramazan da ümmetimin ayıdır.” Sözü de Nebi hakkında yapılan ve geçmişi yüz yıllarca eskiye dayanan dedikodu ve iftiradan ibaret sapkın bir uydurmadır.
Ayrıca yine Recep ayının fazileti hakkında: “Kim o ayda şu kadar namaz kılarsa ona şu kadar sevap verilir, kim o ayda istiğfar ederse ona şu kadar ecir verilir.” şeklinde hadis diye rivayet edilen sözlerin hepsi yine gıybetten, uydurma ve sanki Nebi Muhammed söylemiş gibi aktarılan iftiradan ibarettir.
Özellikle Regâip gecesi ile ilgili olarak halk arasında meşhur olan Regâip namazıyla ilgili rivayeti, 1023 (h. 414) yılında vefat eden Ali b. Abdullah b. Cehdâm isimli Mekkeli sûfî bir zatın uydurduğu kaynaklarda belirtilmektedir.
Yine kaynaklarda Regâip gecesiyle ilgili özel ibadet ve kutlamaların hicri 5. yüzyılda Nebi Muhammed’den 400 yıl sonra (miladi 11. yy) ortaya çıktığına ve bu gecenin ilk defa hicri 448 (m. 1056) yılında Kudüs’te, 480 (m. 1087) yılında da Bağdat’ta “kandil” olarak kutlanmaya başladığına dikkat çekilmektedir.
► Tarihi kaynaklar incelendiğinde, büyük bir kısmı Muhammed Nebi, sahâbe ve tâbiîn dönemlerinde Regâip kandilinin bilinmediğini, kandil geceleri kutlanmasının diğer dinlerin tesiriyle ortaya çıktığını, dolayısıyla bu gecede özel bir ibadet yapmanın dinde yeni ibadet icat etmek anlamına geleceği apaçıktır.
İslam dini işte tam da bu Allah yerine kanun koyan, dini gün belirleyen ve “şu gün şu günlerden daha hayırlıdır, dualar ibadetler daha çok sevapla kabul olur.” diyen zihniyetle mücadele etmektedir.
Yalnız Recep ve Şa’bân ayları hakkında bir kaç söz söylenmesi gerekmektedir: Recep ayı “dört haram ay”dan bir tanesidir. Diğerleri Zilkade, Zilhicce ve Muharrem aylarıdır. Bu aylarda savaşmak haram kılınmıştır.
► İSLAM'DA 3 AYLAR DİYE ADLANDIRILAN KUTSAL ZAMANLAR YOKTUR.
Bu ve benzeri kutsallaştırılmış zaman dilimleri tamamen geleneksel alışkanlıklar olup, geçmişe dayalı uydurmalardır.
Kur'an'da geçen haram aylar ile ilgili konuların, bu 3 aylar ile ilgisi yoktur.
Ayette geçen haram aylar, savaşmakla ilgili hükümler içermektedir.
Halk arasında üç aylar olarak bilinen aylar ile Kur’an'da geçen haram aylar arasında fark vardır.
Zilkade, Zilhicce, Muharrem ve Receb aylarında savaş yapmak yasak olduğu için bu aylar haram aylar = el-eşhuru’l-hurum olarak adlandırılmıştır.
Ramazan ayı ise haram aylardan değildir. Kur’an’da haram aylardan Tevbe sûresinde bahsedilir:
►►►“Gökleri ve yeri yarattığı gündeki yazısına göre Allah’ın katında ayların sayısı onikidir. Bunlardan dördü haram (ay)lardır. İşte doğru din budur. O aylar içinde (konulmuş yasağı çiğneyerek) kendinize zulmetmeyin ve Allah’a ortak koşanlar nasıl sizinle topyekün savaşıyorlarsa siz de onlarla topyekün savaşın ve bilin ki Allah (günahlardan) korunanla beraberdir.
Bu ayda savaşmak için haram ayını başka bir aya ertelemek, küfürde daha ileri gitmektir. İnkar edenler onunla saptırılır. O (haram ayını) bir yıl helal sayarlar, bir yıl haram sayarlar ki, Allah’ın haram kıldığının sayısını çiğneyip, Allah’ın haram kıldığını helâl yapsınlar. Yaptıkları işin kötülüğü kendilerine süslü gösterildi. Allah kâfirler toplumuna yol göstermez. “ (Tevbe, 9/36-37)
-
7 Ekim 2022 Cuma
İSLAM ve KANDİL GÜNÜ



















