MİRAÇ KANDİLİ VE MİRAÇ OLAYI
KUR'AN'DA DELİLİ OLMAYAN GELENEKSEL BİR ANLATIMDIR.
Selam.
Kur'an'da özel bir mucizesi olmadığı (İsra 59) özellikle belirtilen Muhammed Nebimizi diğer peygamberlerle yarıştırıp üstün kılmak isteyen zihniyetler, ona da bir süper kahramanlık yakıştırarak Miraç olayını hikayeleştirmişlerdir. Çünkü Allah elçisi Muhammed'in (ona selam olsun) sadece Kurana uyduğunu( isra 46), Kuran`la insanlara öğüt verdiğini( kaf 45), O`nunla insanları uyardığını (enbiya 45) ve O`nunla cihat ettiğini ( furkan 52) unutan insanlar, mucizesi olmayan Muhammed Nebi'yi kabul etmiyorlardı, muhakkak üstün özellikleri olması gerektiğine inanıyorlardı.
► Bizi, ayet / mucize / işaret göstermekten alıkoyan, daha öncekilerin onları yalanlamış olmasından başka bir şey değildir.
İsra 59
► Dediler ki: “Ona Rabbinden mucizeler indirilseydi ya!” De ki: “Mucizeler Allah katındadır. Bana gelince, ben açıkça uyaran biriyim. Hepsi bu. ” Ankebut 50
► Küfre sapmış olanlar şöyle derler: “Ona Rabbinden bir mucize indirilseydi ya!” Sen sadece bir uyarıcısın ve her topluluk için doğruyu ve iyiyi gösteren bir önder vardır.
Rad 7
Muhammed Nebi’mizin döneminden çok sonra (en erken 350 yıl sonra!) Mısır ve Kudüs’te kutlanmaya başlamış, daha sonra İslam dünyasının çeşitli bölgelerine yayılmıştır.
Bu kutlamalar İslam’ın bir emri veya bir tavsiyesi değildir. Müslüman toplumlar tarafından ortaya çıkarılmış ve bir “gelenek” haline gelmiştir. Osmanlı padişahlarından II. Selim döneminden itibaren ‘kandil’ adını alan bu geceler Müslümanlar tarafından mirâciye, regâibiye, mevlüt gibi çeşitli etkinliklerle ihya edilmiştir. Kandil gecelerini kutlayan her toplum kendi kültüründen bir şeyler eklemiş ve böylece bu geceler gelenekselleşmiştir.
Miraç olayı için delil olarak gösterdikleri İsra Suresi 1. ayete bakalım:
►Bir kısım ayetlerimizi kendisine göstermek için, kulunu bir gece Mescid-i Haram'dan, çevresini bereketlendirdiğimiz Mescid-i Aksa'ya ►►YÜRÜTEN◄◄ O yücedir. Gerçekten O, işitendir, görendir.
Görüldüğü üzere Kur'an bize; semaya uçmak, binek Burak ya da binek RefRef ile kainatı dolaşmak gibi mucizevi bir anlatım değil, "yürümek, yürütülmek, gönderilmek, gitmek" anlamları içeren bir eylemden bahseder.
Kur'an'da Allah, Nebi Muhammed'e, insanları şaşırtarak dine ve Allah'a inandıracağı doğaüstü bir mucize verilmediğini şöyle açıklar:
►Bizi, mucizeler göstermekten alıkoyan, daha öncekilerin onları yalanlamış olmasından başka bir şey değildir. (İsra 59)
Buna rağmen, Allah'a ve Nebi'sinin getirdiği dine imanda sorun yaşayan toplumlar, diğer Nebileri kıskanırcasına Muhammed. as a da mucizeler uydurarak ona ve Allah'a iftira üretmişlerdir.
◄Nebimiz Muhammed as.'a atfedilen mucizevi olaylar ve atılan diğer iftiralar şunlardır.►
• Ayı ikiye yarması yalanı.
• Sünnetli doğması yalanı.
• Doğduğu gün dünyada bin yıllık ateşin sönmesi yalanı.
• Göğe kaldırılması, Miraç yalanı.
• Gökyüzünde Allah ile anlaşma yapması yalanı.
• Namazı 5 vakte indirmesi yalanı.
• Ona şefaat yetkisi verildiği yalanı.
• Onun için kainatın yaratıldığı yalanı.
• ve devam eden diğer yalanlar...
İlk defa Malik İbn i Sasa'nın naklettiği rivayetteki anlatılanlara bağlı olarak Müslümanların aldatıldığı, dini duygularının istismar edildiği konulardan biri de yine dine sonradan sokulan Miraç Kandili gecesidir.
Zuhruf Suresinin 84. ayetinde "Göklerdeki ilah O’dur, yerdeki ilah da O’dur. Doğru kararlar veren ve her şeyi bilen O’dur."
ifadeleriyle belirtildiği gibi Yüce Rabbimiz Allah, gökte ve yerde, Kâinatın her zerresinde olduğu halde bu gecede sanki Allah bizden çok uzaklardaymış, ulaşılamaz göklerdeymiş gibi bir inanç ile, Nebimiz Muhammed'in gökyüzüne Allah'ın huzuruna miraca çıkarıldığı ve bundan dolayı da, insanların fıtri yapısında mevcut olan, bir gecede kolay kazanç elde etme zaaflarından yararlanılıp, geceyi çeşitli ritüellerle ihya eden mütedeyyin insanlara da diğer bol ödüllü kandiller gibi miraç adı ile de Cennetin vaat edildiği kutsal bir gece haline getirilmiştir.
Bu kutsallaştırılmış gecede Cennete giden yol, sayılı ve pazarlıklı zikirmatiklerle çekilen tespih zikirleri ile, aslı astarı ve kimin dine soktuğu belli olmayan hezeyanları yerine getirmekle tarif edilmektedir. Bütün bunlar için de bu kaynaklarda, Kur’andaki İsra Suresinin 1. ayetinde özellikle " gece yürüşü " ifadesi ile Necm Suresinin 1 – 18. ayetleri içerisindeki " Sidret i münteha " ifadesi saptırılarak Miraç konusuna delil yapılmaktadır. Sonra da konu allanıp pullanıp, değişik hikâyelerle bir efsaneye ve Muhammed Nebi'nin mucizesine dönüştürülmektedir.
Buna bağlı olarak da konu, Ramazan ayındaki Kadir Gecesine benzetilerek, her yıl Recep ayının 27. gecesi de Miraç Kandili olarak kutlanmaktadır.
Bu inançlarla yaşatılan ve Kur’anın mealini Türkçe okumaktan uzak tutulan Müslüman kardeşlerimiz de, çoğunlukla Kur’anı kendileri anlayarak okuma çabasında olmadıkları için, her gecenin Allah katında makbul olduğunu, her zaman ve her yerde kabule layık olan duaların kabul edileceğini, sadece bir gece değil, Allah’ın her an anılmasının, ibadetin samimiyetinin, sürekliliğinin gerekliliğini, kandil geceleri olarak icra edilen kutsal gecelerin, Kur’anda, İslam’da ve Nebimiz zamanında olmadığını hiçbir zaman öğrenemeyeceklerdir.
Sonuç olarak anlatılan ve yaşanan olayları ile, rivayetlerde geçen ayrıntıları ile Miraç, inanılması ve dinin bir parçası gibi yaşanılması gereken bir gerçek değildir. Ancak toplumda, önce 1570 li yıllarda sokaklarda ve Camilerde kandiller yaktırarak, Osmanlı Padişahı Sarı Selim'in dine soktuğu Kandil geceleri, 1588 yılında Osmanlı Padişahlarından 3. Murat'ın siyasi olarak bu gecelerde Camilerde mevlit okutturması ile her nasılsa yerleştirilmiş olunan bir gelenektir, dine sonradan sokulan bir yanlıştır.
Her Müslüman, Kur’anı bizzat kendisi anladığı dilden okumalı, aklını kullanmalı, her rivayete, din adına her söylenene inanmamalı, mutlaka Kur’an ile sorgulamalıdır.
Kitabımız Kur’anda İbrahim Suresinin 1. ayetinde “ Elif Lam Ra ! Bu Kitap Bizim, insanları Rablerinin izni ile karanlıklardan aydınlığa ve göklerde olan şeyler, yerlerde olan şeyler Kendisinin olan Aziz Allah’ın yoluna çıkarman için sana indirdiğimiz bir ışıktır. “ ifadeleriyle belirtilerek, karanlıklardan kurtulmanın, aydınlanmanın yegâne kaynağının Kur’an olduğu anlatılmaktadır. Bu nedenle Allah'a ve Kitabına inanmış, iman etmiş olduğunu söyleyen insanların, kandil, lamba, mum, elektrik gibi dünyanın geçici araçlarına anlamlar katarak, onların hikaye edilmiş aydınlığına sığınmaları yerine, Kur'an ile aydınlığına kavuşmaları dileğiyle...
