13 Ekim 2017 Cuma

Hayırlı Cuma'lar...

Selam üzerinize.
Allah'a yönelmek, ayetlerinden söz etmek ve dua etmek için yapacağınız Cuma'lar hayırlı olsun.
-

MEVLANA (HAŞA) DENİLEN "CELALEDDİN RUMİ"
Mevlana: kelime anlamı, rabbimiz olan BU KELİME, 
Celaleddin Rumi denen sapkın müşriğin kendisine taktığı isimdir.
Bu ahlaksız adamın zehirli eserlerinden nemalanarak üretilmiş şeb i arus olarak UYDURULMUŞ devlet destekli müşrik ve putperest ayinleri yurdumuzda İHTİRASLI BİR AŞK ile devam etmektedir.
Hayatlarında bir kez Celaleddin Rumi 'nin o zehirli eseri olan Mesnevi'yi okumamış, sadece modaya uymak için, oradan buradan duyduklarıyla ve google destekli entelektüelliğiyle Mevlana Mevlana diye sayıklayanların yıkayıp yağladığı putperest ayinlerine Şebi Arus denmektedir. Rant o biçim!
Bu gerçek bilgileri beğenmeyenlerin de bu güruha dahil olduğu o kadar açıktır ki, büyük bir çoğunluğu şu "ne olursan ol gel" sözlerini bile sapık Celaleddin'e ait zannederler. Rumi 'yi yağlaya yağlaya törenlerinde şakşakçılık yapan şehrin modern putperestlerinin o şişirdikleri tasavvuf bilgilerine bir katkı yapalım:
"gel... gel, ne olursan ol, gel!.." veya "ne olursan ol, yine gel!.." dizesiyle başlayan ve
ister günahkar olsun,ister sevapkar olsun herkesi dergahına çağıran bu söz dizini, Orta Asya'lı ünlü Sufi Ebu SAİD EBU'L HAYR 'a aittir.
ve orijinali de GEL GEL değil. TÖVBE ETTİR. Ne olursan ol TÖVBE ET!!!
Sufizm, hint kökenli ve temeli putçuluğa ve insanperestliğe dayanan ve vahded-i vücud zırvalarıyla yoğrulmuş tam bir küfür ve pislik kaynğıdır.
Günümüzdeki tüm tarikatlar ve bunlara burun kıvıran ama kafaca onlardan zerre farkı olmayan şehrin modern elitist müritleri (mevleviler, cerrahiler ve mutasavvıflar) işte bu hint ve budizm kökenli ZEN MÜSLÜMANLIĞI ile övünüp bunu pazarlarlar... Bir çoğu da bunu yer !
Öyle yer, öyle yer ki ta devlet erkanına kadar toplaşıp Şebi Aruslar düzenlerler, ney ve sazendeler eşliğinde kendi putçuluklarında kendilerinden geçerler.
*********
Önce mevlevilikte (ve alt kolu cerrahilikte) Allah kavramına bakalım:
KİMYA HATUN HİKAYESİ
Mevlânâ ! (!!!) şems-i tebrizî'nin kimya adında bir karısı vardı. bir gün şems hazretle­rine kızıp meram bağları tarafına gitti. mevlânâ haz­retleri medresenin kadınlarına işaretle : " haydi gidin kimya hatunu buraya getirin; mevlana, şemseddin'in gönlü ona çok bağlıdır " buyurdu. bunun üzerine kadın­lardan bir grup onu aramaya hazırlandıkları sırada mevlânâ, şems'in yanına girdi.
şems, şahane bir ça­dırda oturmuş, kimya hatunla konuşup oynaşıyor ve kimya hatun da giydiği elbiselerle orada oturuyordu. mevlânâ bunu görünce hayrette kaldı. onu aramağa hazırlanan dostların karıları da henüz gitmemişlerdi. mevlânâ dışarı çıktı. bu karı kocanın oynaşmalarına mâni olmamak için medresede aşağı yukarı dolaştı. son­ra şems " içeri gel " diye bağırdı. mevlânâ içeri girdiği vakit, şems'ten başkasını görmedi. bunun sırrını sor­du ve : " kimya nereye gitti " dedi. mevlânâ şems : " yü­ce tanrı beni o kadar sever ki istediğim şekilde yanıma gelir. şu anda da kimya şeklinde geldi " buyurdu, işte bayezid'in hali de böyle idi. tanrı ona daha sakalı bit­memiş bir genç şeklinde göründü. 
menakibu arifin : 2 56.57.69.70.s - ahmed eflaki - m.e.b şark islam kılasikleri . ist.1989
************
Biraz da kendisine mevlana (rabbimiz) denilen şu, bütün milletin başına tebelleş edilmiş en büyük belalardan biri olan celaleddin rumi 'nin mesnevi 'sinden alıntılara bakalım:
*****
KADININ EŞEKLE İLİŞKİYE GİRME HİKAYESİ
cilt 5 kabak hikayesi (1335-1420. beyitler 112-118.sf)
bir hanımefendi,bir hizmetçi ve bir eşekihtirasın acı sonuçları
bir halayık (hizmetci) şehvetin çokluğundan, hırsının fazlalığından bir eşeği kendisine alıştırmıştı. o eşek, kendisine yakınlaşmayı adet edinmiş, insana yakın olmayı öğrenmişti. 
1335. o hilebaz halayığın bir kabağı vardı. eşek kendisine ölçülü yaklaşsın diye kabağı, eşeğin aletine takardı. yakınlaşma zamanında aletin yarısı girsin diye bu işi yapmaktaydı. çünkü, eşeğin aleti tamamı ile girse rahmi de parçalanırdı, damarları da. eşek boyuna zayıflayıp durmaktaydı. eşeğin sahibi olan kadın da neden bu eşek böyle zayıflıyor, neden böyle kıl gibi inceliyor deyip dururdu. fakat işin ne olduğunu anlamakta acizdi. nalbantlara illeti nedir, neden zayıflamakta diye gösterdiyse de,
1340. onda hiçbir illet görünmedi, kimse bunun iç yüzünü haber veremedi. kadın bu işin aslını adamakıllı araştırmaya başladı. her an eşeğin haline dikkat etmekte, neden böyle zayıfladığını bulmaya çalışmaktaydı.insanın adamakıllı çalışmaya kul olması gerekir. çünkü her şeyi iyice arayan nihayet bulur. eşeğin haline dikkat edip dururken bir de ne görsün? o halayık eşeğin altına yatmıyor mu? bunu kapının yarığından gördü bu hale pek şaştı.
1345. eşek, erkekler kadınlara nasıl yakınlaşırsa aynen onun gibi halayığa yakınlaşmış, işini becermekteydi.kadın hasede düştü. dedi ki, bu eşek, benim eşeğim, nasıl olur bu iş? bu işin bana olması lazım ben işe daha ehlim. eşek işi öğrenmiş, alışmış. adeta sofra yayılmış, mum da yanmış. görmemezlikten gelip ahırın kapısını vurdu. a kız ne vakte dek ahırı süpürüp duracaksın? dedi. bu sözü işi gizlemek için söylüyor, ben geldim kapıyı aç diyordu.
1350. sustu, halayığa hiçbir şey söylemedi. bu işe tamah ettiği için işi gizledi. halayık bütün fesat aletlerini gizleyip kapıyı açtı. yüzünü ekşitip gözlerini yaşartarak dudaklarını oynatmaya başladı, güya oruçluyum demek istiyordu. eline sapı yıpranmış bir süpürge aldı, develerin yatması için ahırı süpürüyor göründü. elinde süpürge kapıyı açınca kadın, dudak altından seni usta seni, dedi.
1355. yüzünü ekşittin, eline süpürgeyi aldın, iyi. fakat yemeden içmeden kesilmiş eşeğin hali ne? işi yarıda kalmış, öfkeli, aleti oynayıp durmada. gözleri kapıda seni beklemede. bunu dudağı altından söyledi, halayıktan gizledi. onu suçsuz gibi ululayıp,dedi ki: tez çarşafını başına al. filan eve git benden selam söyle. şunu söyle, böyle yap, şöyle et. neyse ben kadınların masallarını kısa kesiyorum.
1360. maksat neyse sen onun hülasasını al. o işi görmezlikten gelen kadın onu yola vurunca, zaten şehvetten sarhoş olmuştu, hemen kapıyı kapadı, oh dedi.yalnız kaldım, bağıra, bağıra şükredeyim. artık erkeklerin gah tam, gah yarım yamalak yakınlaşmasından kurtuldum. kadının keçileri, sanki bini bulmuştu, öyle neşelendi. eşeğin şehvet ateşiyle kararsız bir hale düştü. hatta ne keçisi? o yakınlaşma kadını keçi haline getirdi. ahmağı keçi haline getirmeye, hor hakir bir hale sokmaya şaşılmaz ki!
1365. şehvet isteği, gönlü sağır ve kör yaptı mı eşeği bile yusuf gibi nurdan meydana gelmiş bir ateş parçası gösterir. nice ateşten sarhoş olmuşlar vardır ki ateş ararlar, kendilerini de mutlak nur sanırlar.yalnız tanrı kulu böyle değildir. yahut da tanrı birisini çeker çevirir de yola getirir, yaprağı döndürür bu da başka! böyle olan o ateş hayali bilir, o hayalin yolda eğreti olduğunu anlar. hırs çirkinleri güzel gösterir. yol afetleri içinde şehvetten beteri yoktur.
1370. şehvet yüz binlerce iyi adı kötüye çıkarmıştır. yüz binlerce akıllı, fikirli adamı şaşkın bir hale getirmiştir. bir eşeği bile mısır yusufu gibi güzel gösterdikten sonra o çıfıt, bir yusufu nasıl gösterir? pisliği afsunu ile sana bal göstermede, iş inada bindi mi balı nasıl gösterir? bir düşün artık. şehvet yemeden olur, az ye. yahut bir kadın nikahla da kötülükten kaç. yedin içtin mi şehvet, seni harama çeker. ele gireni elbet harcetmek gerektir.
1375. şu halde nikah lâhavle okumaya benzer. oku, yani bir kadın nikahla da şehvet, seni belaya düşürmesin. madem ki, yemeye içmeye hırsın var, çabuk bir kadın al evlen. yoksa bil ki kedi gelir yağlı kuyruğu kapar. sıçrayan eşeğin sırtına taş yükü vur, o kaçmadan, sıçramadan önce sırtına yükü yükle.ateşin ne yaptığını bilmezsin, savul oradan. bu çeşit bilginle ateşin çevresinde dönüp dolaşma. ateşe çömleği koyup çorba pişirmeyi bilmiyorsan bil ki ne çömlek kalır, ne çorba.
1380. su hazır olmalı, ahçılığı da bilmelisin ki o tenceredeki çorba, dökülmeden, bozulmadan pişsin. demircilik sanatını bilmiyorsan demirci ocağından geçerken sakalını bıyığını yakarsın.kadın kapıyı kapadı, sevine, sevine eşeği kendisine çekti, cezasını da tattı ya! eşeği çeke, çeke ahırın ortasına getirdi. o erkek eşeğin altına yattı. o kahpe de muradına ermek üzere halayığın yattığını gördüğü sekiye yatmıştı.
1385. eşek ayağını kaldırıp aletini daldırdı. eşeğin aletinden kadının içine bir ateştir düştü. alışmış eşek kadına abandı, aletini ta hayalarına kadar sokar sokmaz kadın da geberdi.eşeğin aletinin hızından ciğeri parçalandı, damarları koptu birbirinden ayrıldı. soluk bile alamadan derhal can verdi. seki bir yana düştü o bir yana. ahırın içi kanla doldu, kadın baş aşağı yıkıldı, öldü. kötü bir ölüm, kadının canını aldı.
1390. kötü ölüm, yüzlerce rezillikle gelip çattı babacığım. sen hiç eşeğin aletinden şehit olmuş insan gördün mü?kurandan rezillikle azap edilmeyi duy da böyle kepazelikle can verme. bil ki bu hayvan nefis bir erkek eşektir. onun altına düşmekse ondan daha kötü ve ayıp bir şeydir. nefis yolunda benlikle ölürsen bil ki hakikatte sen de o kadın gibisin. tanrı, nefsimize eşek sureti vermiştir. çünkü suretler, huylara uygundur.
cilt 2 eşcinsellik (3155.-3160 beyitler 242-243. sf)
oğlanın iriyarı adamdan korkması adamın korkma çocuğum! ben er değilim demesi
3155. bir iri adam bir oğlanı ele geçirdi. bu adam bana kast eder diye çocuğun yüzü sarardı.adam dedi ki güzelim, emin ol! sen benim üstüme bineceksin.ben korkunç görünsem de aldırış etme, bil ki ben bir ibneyim. deveye biner gibi bin üstüme, sürinsanların suretleriyle manaları da işte böyledir. dışarıdan adam görünürler, içerden melun şeytan!ey âd gibi ipiri adam, sen rüzgârın tesiriyle dalın vurduğu davula benziyorsun.
3160. tilki, hava ile dolu tulum gibi bir davul yüzünden avını yele verdi.davulda bir can olmadığını, içinin hava dolu olduğunu görünce dedi ki: domuz bile şu bomboş tulumdan yeğ!davul sesinden tilkiler korkar, fakat akıllı kişi onu öyle döver ki deme gitsin!
cilt 4 müstehcen fıkra (3545-3550. beyitler sf. 283)bir kadının kocasının önünde aşığıyla oynaşmak istemesi
bir kadın oynaşı ile aptal kocasının gözü önünde sevişip buluşmak istiyordu. 3545. kocasına a iyi talihli kişi, ağaca çıkıp meyve toplamak istiyorum dedi. ağaca çıkınca kocasına baktı ağlamaya başladı. dedi ki: a merdut ahlâksız üstündeki lûti kim? karı gibi onun altına yatmışsın meğerse sen ne ibneymişsin! kocası senin başın döndü galiba çünkü burada benden başka kimse yok dedi.3550. kadın o üstüne binen kalpaklı herif kim, söyle hele diye birkaç kere daha sordu, söylendi. adam,a kadın ağaçtan in; başın döndü; adam akıllı bunadın sen dedi. kadın, ağaçtan indi; kocası ağaca çıktı. kadın da oynaşını göğsüne çekti. kocası bağırdı: a orospu maymun gibi üstüne çıkan o adam kim? kadın burada benden başka kimse yok ki dedi kendine gel, senin başın döndü galiba, saçmalama.
3555. adam, bu sözü birkaç kere söylediyse de kadın, bu armut ağacından olacak! ben de armut ağacının üstündeyken öyle şeyler gördüm be hey kaltaban! aşağıya inde bak benden başka kimse yok, bütün bu hayaller armut ağacından! şaka ve lâtife bir şey belletmeye yarar onu ciddi gibi dinle; görünüşte lâtife oluşuna kapılma! her ciddi şey, maskaralara göre maskaralık, şakadır fakat akıllara göre de lâtifeler, ciddidir.
cilt 5 oğlancı hikayesi ( 2497-2515. beyitler 205-207.sf)bir adam ve birlikte olduğu oğlanla sohbeti
bir oğlancı, evine bir oğlan götürdü. onu baş aşağı edip düzmeye koyuldu.bu sırada o melun çocuğun belinde bir hançer gördü. dedi ki: belindeki ne?oğlan, kötü düşünceli biri hakkımda kötü bir düşünceye kapılırsa bununla karnını deşeceğim diye cevap verdi.
2500. oğlancı, tanrıya hamdolsun dedi, iyi ki ben sana bir hile yapıp kötü bir düşünceye kapılmadım.sende adamlık olmadıktan sonra hançerlerin ne faydası var? yürek olmadıktan sonra bunda ne fayda var ki?tutalım aliden zülfikarı miras aldın, tanrı aslanındaki kol, sende de varsa göster.mesihten bir nefes bellediğini farzedelim, isanın dudağı, dişi nerde ki a çirkin adam?kazanmak, bir şeyler elde etmek için diyelim ki bir gemi yaptın, nuh gibi bir gemi kaptanı hani? (21)
cilt 5 cuhanın kadın kılığına girmesi hikayesi (3325-3330. beyitler 272-273.sf)
mesnevi kahramanı cuhanın kadın kılığına girip hamamda bir kadına cinsel organını elletmesi
3325.sözü kuvvetli,cerbezesi yerinde bir vazeden vardı.mimbere çıkmış vaız ediyordu.kadın,erkek herkes mimberin dibine toplanmıştı.cuha da bir çarşaf giyip yüzünü örttü,kadınlar arasına karıştı.kimse onu tanımıyordu.bir kadın,vaız edene gizlice sordu:kasıktaki kıllar,namazın bozulmasına sebep olur mu?vaiz dedi ki:uzun olursa namaz mekruh olur.ya hamam otuyla,ya ustra ile traş etmen lazım ki namazın tamam olsun,kabul edilsin.
3330.kadın: ne kadar uzun olursa namazın kabul olmaz dedi.vaız eden dedi ki:bir arpa boyu uzun olursa traş etmek farzdır.cuha,hemen kızkardeş dedi,bak bakalım,benim kasığımın kılı o kadar olmuş mu? tanrı rızası için elini uzat da bir yokla. bakalım,mekruh olacak kadar uzamış mı?yanındaki kadın,cuhanın şalvarına el atar atmaz eline aleti geldi. 3335.derhal şiddetli bir nara attı.hoca,sözüm gönlüne tesir etti dedi.cuha dedi ki:hayır,gönlüne tesir etmedi,eline tesir etti.a akıllı adam,gönlüne tesir etseydi vay haline!
baba ile kızı arasında cinsel ilişki üzerine bir sohbet (cilt 5, 3716-3736. beyitler, s. 302-304)
zengin bir adam vardı. bu adamın da zühre yanaklı, ay yüzlü, gümüş bedenli bir kızı vardı. kız, kendini bildi, babası onu kocaya verdi. fakat kocası kızın dengi değildi. kavun, karpuz oldu, sulandı mı yarmazsan telef olur gider.babası da kızın baştan çıkmasından korktu da onun için onu, dengi olmayan birisine verdi.
3720. kızına dedi ki: kendini kocandan koru, sakın gebe kalma. ne yapayım? bu yoksula seni vermek zorunda kaldım. bu adamı garip say, garipte vefa olmaz. ansızın her şeyi bırakır, kaçıp gider. çocuğu, başına dert olur kalır.kız dedi ki: babacığım, dediğini tutarım, öğüdün pek doğru, kabulüm.babası, her iki üç günde bir kere kızına aman ha sakın diye öğüt veriyordu.
3725. derken kız, birdenbire gebe kalıverdi; ikisi de gençti. kız, bunu babasından gizledi. çocuk, karnında beş, yahut altı aylık oldu. artık iyiden iyiye belli oldu. babası dedi ki: bu ne? ben sana ondan kendini koru demedim mi? öğütlerim, yelmiydi ki hiç sana tesir etmedi? kız, baba dedi, nasıl tahammül edeyim? erkekle kadın, şüphe yok ki ateşle pamuk.
3730. pamuk, ateşten nasıl çekinebilir? yahut da ateş nasıl olur da pamuğu yakmaz, çekinir? babası dedi ki: a kızım, ben sana onun yanına gitme demedim. yalnız menisinden kendini koru dedim. tam zevk anında onun beli gelirken kendini çekmeliydin.kız, peki, beli ne vakit gelecek, ben ne bileyim? bu, pek gizli bir şey, anlaşılmaz ki dedi.babası, gözleri süzüldü mü anla ki beli geliyor deyince,3735. kız dedi: onun gözü süzülünceye kadar benim bu iki gözüm de kör oluyor a baba!her bayağı akıl, hırs ve öfke zamanı, yerinde durmaz ki! 
zahidin karısını başka bir kadınla aldatması, hizmetçisiyle ilişkiye girmesi
şark islâm klasikleri, mesnevi, mevlâna, m.e. b. yayınları, istanbul 1988 çeviren veled izbudak cilt 5 2165-2200-beyit-178-181 syf.
Azgın müşrikler zehirli eserleriyle dans ederlerken, kiteleler buna kanmanın dayanılmaz hafifliğini yaşamaktalar...
Serhat 2014