İSLAM'DA KANDİL YOKTUR!
Allah adına uydurulmuş kandil isimli bu özel günlerde, Allah ile birlikte Nebi Muhammed'e tapınılmaktadır. Böylesi geleneklerden uzak durmak, yalnızca Allah'tan istemek ve medet ummak gerekir.
•
Mevlit: “Doğum yeri” ve “doğum zamanı” anlamına gelen Mevlid, Nebi Muhasmmed as.'ın doğum günü kutlamalarına denildiği gibi aynı zamanda bu kutlamalarda okunmak üzere kaleme alınan eserlerin ortak adıdır. Nebi Muhammed as, Ashâb-ı Kirâm, Emevî ve Abbâsîler dönemlerinde herhangi bir kutlama örneğine rastlanmayan Mevlid kandili, ilk kez hicretten yaklaşık üç yüz elli yıl kadar sonra Mısır’da, Şii Fâtimî Devleti döneminde kutlanmıştır.
•
Mevlit toplantılarına baktığımızda; başta şirk olmak üzere, küfür, bid’atlar gibi İslam'a muhalif ögeler içeren ayinsel törenlerdir.
•
Başta imamların anlattığı ve peygamberi Allah'a sevgili ve ortak ilan eden konuşmalar olmak üzere, mevlithanların da dile getirdiği müzikli sözler tümüyle Allah'a ve ayetlerine muhalefetten ibarettir.
Mesela arada sırada “Medet ya Rasulullah!” veya “Bizlere imdat kıl!”, “Ya Rasulullah yalnız sanadır itimadımız!”, “Ya Nebiyullah kaldır bizden sıkıntıyı!” gibi yalnız Allah’a dua edip isteneceği şeyleri Nebi Muhammed'den isterler ve topluma da böyle empoze ederler.
•
►MEVLİD GECELERİNDE OKUNAN
Süleyman Çelebi'ye ait şu KÜFÜR ŞİİRİNE BAKIN:
Mevlîd-i Şerîf (Vesiletü'n-Necat) (Kurtuluş Vesilesi)
Dedi gördüm ol Habibin ânesi
Bir acep nur kim güneş pervanesi
Berk urup çıktı evimden nagehan
Göklere dek nur ile doldu cihan
Gökler açıldı ve feth oldu zulem
Üç melek gördüm elinde üç alem
Biri meşrık biri mağribde anın
Biri damında dikildi Kâ'benin
Üç meleğin biri Doğuda, biri Batıda diğeri ise Kabe’nin damında belirmiş... !!?
•
Halk arasında Mevlid (Mevlit, Mevlüd, Mevlüt olarak da kullanılır) olarak bilinen bir şiirdir. Süleyman Çelebi tarafından yazılmış olan ve asıl adı "Vesiletünnecat" olan bu şiirin konusu Nebi Muhammed'i övmektir. Mesnevi türündendir, 300'e yakın beyitten oluşmaktadır.
Nebi'nin doğum günü, 12 Rebiülevvel'dir. İslam dünyası her yıl bu günü "Mevlid Kandili" olarak kutlar. Mevlid geleneği, yüzyıllardır sürmektedir. Kandiller dışında; çocuk 40'ını çıkınca, bir Müslümanın vefatının 40. gününde, adaklarda, evlenme töreninde, hacıların dönüşünde, sünnet merasiminde, asker uğurlamada mevlid okuma geleneği vardır.
Bu mevlidlerde Süleyman Çelebi'nin Vesiletünnecat'ı (Kurtuluş Vesilesi) (1402) okunur. Mevlid günleri oruç tutma, geceleri ilahi, dua, vaaz, kıraatle kutlama yaygındır.
•
Nebi Muhammed bu hareketlere ve sözlere şahit olsaydı ki kendi döneminde benzer sözler söyleyen müşriklerin de durumu aynı böyleydi.
Bu duruma karşı çıkar ve kandilci zihniyeti tevhide çağırırdı.
Zira darlıkta olan imdada yetişen, sıkıntıları gideren, kendisine dayanılıp imdat istenilen yalnız Allah'tır ve O'ndan başka sığınılacak yoktur.
•
►►"İslam'da kandil günleri yoktur." dendiğinde:
Bazıları şöyle derler:
“Mevlitte biz Rasululah’ı seviyoruz ve dua ediyoruz suç mudur?”
Gerçek şu ki, onlar Resulullah'a ters düşen yalan ve iftiralar içeren şeyler okumaktalar ve Nebimizi Allah'a ortak ederek salavat adı altında küfre bulaşmaktadırlar.
Ayrıca Nebi'nin doğduğu Rebiye'l-Evvel ayı, onun ölüm ayıdır da. Dolayısıyla sevinç ayı olmaktan çok, üzüntü ayı olmalıdır, -ki, İslam da ne kimsenin doğumu için kutlama, ne de ölümü için matem törenleri tertipleme yoktur.
•
İnsanların çoğunun mevlit merasimine önem vermesi, onun İslam'a uygun bir müslüman olduğunu ifade etmez. Çünkü İslam "çokluk neredeyse, hak da orada olsun" dini değildir.
Bütün insanlar hakka karşı çıkmış olsa, onu benimseyen tek bir kimse bulunmasa dahi “hak” yine haktır ve gerçek olan odur.
Yüce Allah şöyle buyuruyor:
“Yeryüzünde çoğunluğa uyarsan seni Allah’ın yolundan saptırırlar.” |En’am, 6/116|
Eyyûbîler döneminde birçok tören ve bayram kaldırılmış; fakat Mevlid kutlamaları başta olmak üzere bunlar Erbil Atabegi Begteginli Muzafferuddin Kökböri (ö. 629/1232)tarafından büyük törenlerle yeniden kutlanmaya başlamıştır.
Fâtımîler dönemindeki kutlamalar daha çok devlet erkânı arasında olup resmi nitelikli iken Kökböri dönemindeki kutlamalara halkın da katılımı sağlanmış, büyük ziyafetler ve şölenler tertiplenerek adeta bir bayram havası estirilmiştir. Muzafferuddin Kökböri’nin bu kutlamaları yeniden başlatmasının ardında ise Musullu sûfi Ömer b. Muhammed el-Mellâ’ın bulunduğu belirtilmektedir.
Nebi Muhammed as.'ın doğum günü olan bu günün/gecenin birtakım ibadetlerle kutlanmasına yönelik herhangi bir delil mevcut değildir.
Kur’an’da bugün geniş halk kitleleri tarafından kutlandığı şekliyle kandil gecelerine dair hiçbir işaret yoktur.
Mübarek kabul edilen bu geceler, Nebi ve ashabından çok sonra (en erken 350 yıl sonra!) Mısır ve Kudüs’te kutlanmaya başlamış, daha sonra İslam dünyasının çeşitli bölgelerine yayılmıştır.
Bu kutlamalar İslam’ın bir emri veya bir tavsiyesi değildir.Müslüman toplumlar tarafından ortaya çıkarılmış ve bir “gelenek” haline gelmiştir.
►Osmanlı padişahlarından II. Selim döneminden itibaren ‘kandil’ adını alan bu geceler Müslümanlar tarafından mirâciye, regâibiye, mevlüt gibi çeşitli etkinliklerle ihya edilmiştir. Kandil gecelerini kutlayan her toplum kendi kültüründen bir şeyler eklemiş ve böylece bu geceler gelenekselleşmiştir. Neyin ibadet neyin gelenek olduğunun Müslümanlarca bilinmesi de elbette ki zaruridir.
Kerim Kur'an
Danışma Toplantısı Suresi (Şura) 21.
---
Yaratan, gözeten, hamde layık, yüce Tek Veli, Tek Efendi, dua için yönelilen tek Yardımcı, Rahim olan Rahman'ın adıyla.
Yoksa ALLAH'ın izni olmadığı halde onlar için dini kurallar ve yasalar ortaya koyan ORTAKLARI MI VAR?
Daha önce belirlenmiş bir karar olmasaydı aralarında mutlaka hüküm verilirdi. Zalimlere acı bir azap vardır.
Elbette Allah doğru söyledi.
-
