HÜTHÜT KUŞU
İbibik (Upupa epops), çavuş kuşu adı ile de bilinen, Gökkuzgunumsular (Coraciiformes) takımının, ibibikgiller (Upupidae) familyasında yer alan tek kuş türü. Uzunluğu 28 cm kadar, gagası uzun yay biçiminde, tüyleri turuncu-kahverengi olup başı sorguçlu, kısa kanatlı bir kuştur. Bazı Türkiye Türkçesi ağızlarında baltalı olarak da geçer.
Eşine olan bağlılığı, eşi ölünce yeni bir eş aramaması, yaşlandıklarında anne ve babasının yiyeceklerini temin etmesi, annesi öldüğünde uygun bir yer buluncaya kadar onu sırtında taşıması ve insanlardan ürkmeyen ve eğitilebilen bir yapısı olması önemli özelliklerindendir. HÜTHÜT kuşları çok uzaklardaki su kaynaklarını keşfedebilme özelliğine sahiptir.
Hüthüt veya hüdhüd (Arapça: هدهد / hudhud) olarak da isimlendirilir. Bu adı eşleşme dönemlerinde çıkardıkları sesten dolayı aldığı düşünülür.
Etiyopik ve Palearktik bölgelerin ağaçlık ve bağlık yerinde yaşarlar. Yaşlı ağaç bulunan açık yerlerde, çam orman veya yaprağını döken ormanlarda, meyve bahçelerinde ve bağlarda yerleşirler. Açık arazide bulunabildiği gibi şehir parklarında da rastlanabilir.
Her çeşit oyukta ve kovukta yuvalarını yaparlar ve insana rahatlıkla alışırlar. Haşere, böcek, böcek larvaları, salyangoz ve solucanlarla beslenirler. Sivri ve uzun gagaları ile toprağı eşerek çıkardığı kurtçukları havaya fırlatıp gagasını açarak havada kapmayı severler.
Palearktik'de ve Afrika'da bulunurlar. Sonbahar mevsiminde Afrika'ya göç eder. Baharda Asya ve Avrupa'ya tekrar döner. Göç zamanlarının dışında yalnız yaşamayı seven kuşlardır.
-
📖
Mürg-i Süleyman adı ile de bilinen hüdhüd, Kur'an'da kendisine kuş dilinin öğretildiği ifade edilen:
27- Neml 16.
Süleyman Nebi’ye Saba Melikesi Belkıs hakkında haber getiren:
27- Neml 22...27.
ve Süleyman'ın irşat mektubunu Belkıs'a ulaştıran:
27- Neml 28-29.
kuş olarak anılmaktadır.
Hüdhüd kelime olarak Neml suresinin 20. ayetinde geçmektedir.
📜Kerim Kur’an: 27-16...28.📜
📖 RAHMAN’ın ADI’yla
16. Süleyman, Davud’a mirasçı oldu.(*) Süleyman: “Ey insanlar! Bize kuşdili öğretildi(**). Bize her şeyden verildi. Bu apaçık ilahi bir armağandır.” dedi.
— *Davut’tan sonra onun yerine geçti.
— **Ses ve hareketlerinden ne demek istedikleri öğretildi.
17. Süleyman için, cinlerden(*), insanlardan(*) ve kuşlardan ordular toplandı. Sonra da sevk edildiler.
— *Görünen, görünmeyen; bilinen bilinmeyen, yabancı yerli kim varsa.
18. Nihayet Neml(*) vadisine geldikleri zaman, bir Neml’li: “Ey Neml’liler! Evlerinize girin, Süleyman ve orduları istemeyerek sizi kırıp geçirmesin.” dedi.
— *Karınca.
19. Bunun üzerine Süleyman onun sözüne gülümsedi. Ve “Ey Rabb’im! Bana, anne ve babama bağışladığın nimetlerin kar- şılığında, şükretmede ve hoşnut olacağın işler yapmada beni başarılı kıl. Ve rahmetinle beni salih(*) kullarının arasına kat.” dedi.
—*Arı, saf, temiz, iyi, erdemli, dürüst.
20. Süleyman kuş topluluğunu yokladı. Sonra: “Hudhud’u niçin
göremiyorum? Yoksa kayıplara mı karıştı?” dedi.
21. “Kesinlikle ona bir ceza vereceğim. Ya da onu boğazlayaca- ğım. Ya da bana mazereti ile ilgili bir belge getirecek.”
22. Çok geçmeden Hudhud geldi. Ve: “Senin henüz bilmediğin bir şeyi öğrendim. Sana Sebe’den kesin doğru olan bir haber getirdim.” dedi.
23. “Kuşkusuz onlara yöneticilik yapan bir hanım buldum. Ona her şeyden verilmiş. Çok görkemli bir tahtı var.”
24. “Kendisini de toplumunu da, Allah’ın yerine Güneş’e teslimi- yet içinde buldum. Şeytan onlara yaptıklarını güzel göstere- rek onları doğru yoldan alıkoymuş, bundan dolayı da doğru yolu bulamıyorlar.”
25. “Nasıl olur da göklerde ve yerde saklı olanı çıkaran, sizin sak- ladığınızı da açıkladığınızı da bilen Allah’a teslimiyet göstermezler?”
26. “Allah ki, büyük arşın(*) sahibidir. O’ndan başka ilah yoktur.”
— *Mutlak egemenliğin.
27. Süleyman, Hudhud’a: “Bakacağız! Doğru mu söyledin yoksa yalan mı!” dedi.
28. “Bu mektubumu götür, onlara ilet. Sonra bir kenara çekilip ne tepki vereceklerini gözle.” ...
-
