28 Şubat 2022 Pazartesi
27 Şubat 2022 Pazar
İslam'da Kandil Yoktur!
MİRAÇ KANDİLİ VE MİRAÇ OLAYI
İSLAM İLE İLGİSİ OLMAYAN BİR UYDURMADIR!
Selam.
Kur'an'da özel bir mucizesi olmadığı özellikle belirtilen Muhammed Nebimizi diğer peygamberlerle yarıştırıp üstün kılmak isteyen müşrik zihniyetler, ona da bir süper kahramanlık yakıştırarak Miraç olayını uydurmuşlardır. Çünkü mucizesi olmayan Muhammed Nebi'yi kabul etmiyorlardı, muhakkak üstün özellikleri olmalıydı.
Miraç diye nicedir insanlara anlatılagelen ve Nebi Muhammed as.'ın uzayda dolaştığı iddia edilen olay hiçbir zaman olmamış bir masaldır.
Toplumlar tarafından mübarek kabul edilen bu geceler, Muhammed Nebi’mizin döneminden çok sonra (en erken 350 yıl sonra!) Mısır ve Kudüs’te kutlanmaya başlamış, daha sonra İslam dünyasının çeşitli bölgelerine yayılmıştır.
Bu kutlamalar İslam’ın bir emri veya bir tavsiyesi değildir. Müslüman toplumlar tarafından ortaya çıkarılmış ve bir “gelenek” haline gelmiştir. Osmanlı padişahlarından II. Selim döneminden itibaren ‘kandil’ adını alan bu geceler Müslümanlar tarafından mirâciye, regâibiye, mevlüt gibi çeşitli etkinliklerle ihya edilmiştir. Kandil gecelerini kutlayan her toplum kendi kültüründen bir şeyler eklemiş ve böylece bu geceler gelenekselleşmiştir.
Miraç olayı için delil olarak gösterdikleri İsra Suresi 1. ayete bakalım:
►Bir kısım ayetlerimizi kendisine göstermek için, kulunu bir gece Mescid-i Haram'dan, çevresini bereketlendirdiğimiz Mescid-i Aksa'ya ►►YÜRÜTEN◄◄ O yücedir. Gerçekten O, işitendir, görendir.
Görüldüğü üzere Kur'an bize; semaya uçmak, fırlamak, binek Burak ya da binek RefRef ile kainatı dolaşmak gibi mucizevi bir anlatım değil, "yürümek" eyleminden bahseder.
Hem de bu ayette bir noktadan diğer bir noktaya yürütülen kişi de Muhammed as. değildir.
Allah elçilerden birinden söz etmektedir. Muhtemelen de Musa as İbrahim as. hatta Nuh as. bile olabilir.
Nereden mi anlıyoruz?:
Yukarıdaki İsra Suresi 1. Ayet ile hemen ardından 2. ve 3. ayet konuyu tamamlamaktadır:
1►Bir kısım ayetlerimizi kendisine göstermek için, kulunu bir gece Mescid-i Haram'dan, çevresini bereketlendirdiğimiz Mescid-i Aksa'ya ►YÜRÜTEN◄ O yücedir. Gerçekten O, işitendir, görendir.
2-3► Musa'ya kitap verdik. Ey Nuh'la beraber taşıyarak kurtardığımız kimselerin soyundan olanlar! Beni bırakıp başkasını vekil edinmeyesiniz diye onu İsrailogulları'na doğruluk rehberi kıldık. Doğrusu Nuh, çok şükreden bir kuldu.
Kur'an'da Allah, Nebi Muhammed'e, insanları şaşırtarak dine ve Allah'a inandıracağı doğaüstü bir mucize verilmediğini şöyle açıklar:
►Bizi, mucizeler göstermekten alıkoyan, daha öncekilerin onları yalanlamış olmasından başka bir şey değildir. (İsra 59)
Buna rağmen, Allah'a ve Nebi'sinin getirdiği dine imanda sorun yaşayan toplumlar, diğer Nebileri kıskanırcasına Muhammed. as a da mucizeler uydurarak ona ve Allah'a iftira üretmişlerdir.
◄Nebi Muhammed as.'a atılan diğer iftiralar şunlardır.►
• Ayı ikiye yarması yalanı.
• Sünnetli doğması yalanı.
• Doğduğu gün dünyada bin yıllık ateşin sönmesi yalanı.
• Göğe kaldırılması, Miraç yalanı.
• Gökyüzünde Allah ile anlaşma yapması yalanı.
• Namazı 5 vakte indirmesi yalanı.
• Ona şefaat yetkisi verildiği yalanı.
• Onun için kainatın yaratıldığı yalanı.
• ve devam eden diğer yalanlar...
İlk defa Malik İbn i Sasa'nın naklettiği rivayetteki anlatılanlara bağlı olarak Müslümanların aldatıldığı, dini duygularının istismar edildiği konulardan biri de yine dine sonradan sokulan Miraç Kandili gecesidir.
Zuhruf Suresinin 84. ayetinde "Göklerdeki ilah O’dur, yerdeki ilah da O’dur. Doğru kararlar veren ve her şeyi bilen O’dur."
ifadeleriyle belirtildiği gibi Yüce Rabbimiz Allah, gökte ve yerde, Kâinatın her zerresinde olduğu halde bu gecede sanki Allah bizden çok uzaklardaymış, ulaşılamaz göklerdeymiş gibi bir inanç ile, Nebimiz Muhammed'in gökyüzüne Allah'ın huzuruna miraca çıkarıldığı ve bundan dolayı da, insanların fıtri yapısında mevcut olan, bir gecede kolay kazanç elde etme zaaflarından yararlanılıp, geceyi çeşitli ritüellerle ihya eden mütedeyyin insanlara da diğer bol ödüllü kandiller gibi miraç adı ile de Cennetin vaat edildiği kutsal bir gece haline getirilmiştir.
Bu kutsallaştırılmış gecede Cennete giden yol, sayılı ve pazarlıklı zikirmatiklerle çekilen tespih zikirleri ile, aslı astarı ve kimin dine soktuğu belli olmayan hezeyanları yerine getirmekle tarif edilmektedir. Bütün bunlar için de bu kaynaklarda, Kur’andaki İsra Suresinin 1. ayetinde özellikle " gece yürüşü " ifadesi ile Necm Suresinin 1 – 18. ayetleri içerisindeki " Sidret i münteha " ifadesi saptırılarak Miraç konusuna delil yapılmaktadır. Sonra da konu allanıp pullanıp, değişik hikâyelerle bir efsaneye ve Muhammed Nebi'nin mucizesine dönüştürülmektedir. Buna bağlı olarak da Ramazan ayındaki Kadir Gecesine benzetilerek, her yıl Recep ayının 27. gecesi de Miraç Kandili olarak kutlanmaktadır.
Bu gecelerde televizyon kanallarında, Camilerde Süleyman Çelebi'nin sevgi abartılarıyla yazdığı küfür ve şirk ile dolu meşhur peygamber methiyesi olan mevlit şiiri okunur, toplumun bir kesimine kendini pek sevdirmiş ve medyadan din üzerinden bol bol para kazanan birtakım ilâhiyat profesörlerince allanarak, pullanarak miraç efsanesi, Peygamberin gökyüzüne nasıl çıktığı, beş vakit namaz farzını Allah'la yaptığı pazarlıklar sonucunda nasıl alıp geldiği, Yunan mitolojisinin kanatlı atlarına benzer şekilde, Allah'ın gönderdiği erkek Burak ve dişi Refref binekleriyle yaptığı uzay yolculuğu, ölmüş olan diğer perygamberlerce gökyüzünün tabakalarında nasıl karşılandığı, küçük çocukları uyutma masalları gibi, Allah'tan korkmadan bir güzel anlatılır.
Gözler de yaşlarla dolar. Telefonlarla kandil ve lamba kutlamaları yapılır, mesajlar çekilir. Kandil simit ve çörekleri dağıtılır. Okunan mevlitlerin ardından uzun uzun dualar ettiren hoca efendilerin ve amin diyenlerin elleri yorulur. Ama bu vesileyle de ekranlarda bu masalları anlatan ünlü ilâhiyatçılar, mevlithanlar, hafızlar nefes hakkı için herhalde güzel paralar kazanırlar. Anlatıldığına göre, Allah’ da bu gece duaları bol bol kabul edecek ve katlamalı olarak sevapları arttıracak ve Cennetin kapılarını ardına kadar açacaktır.
Bu inançlarla yaşatılan ve Kur’anın mealini Türkçe okumaktan uzak tutulan Müslüman kardeşlerimiz de, çoğunlukla Kur’anı kendileri anlayarak okuma çabasında olmadıkları için, her gecenin Allah katında makbul olduğunu, her zaman ve her yerde kabule layık olan duaların kabul edileceğini, sadece bir gece değil, Allah’ın her an anılmasının, ibadetin samimiyetinin, sürekliliğinin gerekliliğini, kandil geceleri denilen bu uydurma ve Allah'a saygısızca icra edilen kutsal gecelerin, Kur’anda, İslam’da ve Peygamberimizin zamanında olmadığını hiçbir zaman öğrenemeyeceklerdir.
Din ve Diyanet sorumlularının da genellikle Kur'anın dışında aldıkları hadis ve rivayet eğitiminin etkisiyle, "Biz teamüllerimizden, atalarımızın bize bıraktığı geleneklerimizden vaz geçemeyiz, bunlar bizim dinimizin zenginlikleridir, insanlarımız bu gecelerle birbirine kaynaşmaktadır." dediklerinden dolayı da yaşananların doğru olup olmadığı sorgulaması hiç bir zaman yapılamayacaktır. Oysa Yüce Rabbimiz, Sad Suresinin 29. ayetinde
“ Sana bu bereketli Kitab’ı ayetlerini düşünsünler ve aklı olanlar öğüt alsınlar diye indirdik. “ diyerek Kur'an öğüdüne dikkat çekmektedir.
Sonuç olarak anlatılan ve yaşanan olayları ile, rivayetlerde geçen ayrıntıları ile Miraç, inanılması ve dinin bir parçası gibi yaşanılması gereken bir gerçek değildir. Ancak toplumda, önce 1570 li yıllarda sokaklarda ve Camilerde kandiller yaktırarak, Osmanlı Padişahı Sarı Selim'in dine soktuğu Kandil geceleri, 1588 yılında Osmanlı Padişahlarından 3. Murat'ın siyasi olarak bu gecelerde Camilerde mevlit okutturması ile, her nasılsa yerleştirilmiş olunan bir gelenektir, dine sonradan sokulan bir yanlıştır.
Kutsal olduğu düşünülerek icra edilen kandil geceleri ve o gecelerde toplu ya da bireysel olarak Allah'a ve öğretilerine aykırı bu gibi şirk içerikleri hareketlerden ve İçindeki küfürlerden Allah’a sığınırız.
Her Müslüman, Kur’anı bizzat kendisi anladığı dilden okumalı, aklını kullanmalı, her rivayete, Din adına her söylenene inanmamalı, mutlaka Kur’an ile sorgulamalıdır.
Yüce Kitabımız Kur’anda İbrahim Suresinin 1. ayetinde “ Elif Lam Ra ! Bu Kitap Bizim, insanları Rablerinin izni ile karanlıklardan aydınlığa ve göklerde olan şeyler, yerlerde olan şeyler Kendisinin olan Aziz Allah’ın yoluna çıkarman için sana indirdiğimiz bir ışıktır. “ ifadeleriyle belirtilerek, karanlıklardan kurtulmanın, aydınlanmanın yegâne kaynağının Kur’an olduğu anlatılmaktadır. Bu nedenle Allah'a ve Kitabına inanmış, iman etmiş olduğunu söyleyen insanların, kandil, lamba, mum, elektrik gibi dünyanın geçici araçlarının uydurma aydınlığına sığınmaları yerine, Kur'an ile aydınlığına kavuşmaları dileğiyle...
25 Şubat 2022 Cuma
23 Şubat 2022 Çarşamba
21 Şubat 2022 Pazartesi
18 Şubat 2022 Cuma
Kul hakkından önce Allah hakkı önemlidir.
Selam üzerinize.
Allah'a yönelmek, ayetlerinden söz etmek, muhtaçlara yardım etmek ve dua etmek için yapacağınız Cuma'lar hayırlı olsun.
-
Allah kul hakkını affetmez! yalanına inanmayın.
Allah kendi hakkını asla affetmeyecek!
-
Allah kendisine ortak koşulmasını, kendisine dua/ibadet edilirken başka aracıları araya koyularak medet umulmasını ASLA AFFETMEYECEK!
-
Kainatın Efendisi Allah adıyla.
►39, 65. ayet: Andolsun, sana ve senden öncekilere vahyolundu (ki): “Eğer şirk koşacak olursan, şüphesiz amellerin boşa çıkacak ve elbette sen, hüsrana uğrayanlardan olacaksın.
►►4, 48. ayet: Gerçekten, Allah, Kendisi’ne şirk koşulmasını asla bağışlamaz. Bunun dışında kalanı ise, dilediğini bağışlar. Kim Allah’a şirk koşarsa, doğrusu büyük bir günahla iftira etmiş olur.
14 Şubat 2022 Pazartesi
11 Şubat 2022 Cuma
9 Şubat 2022 Çarşamba
7 Şubat 2022 Pazartesi
4 Şubat 2022 Cuma
İslam'da 3 Aylar Yoktur!
İSLAM'DA 3 AYLAR DİYE ADLANDIRILAN
KUTSAL ZAMANLAR YOKTUR.
Bu ve benzeri kutsallaştırılmış zaman dilimleri tamamen geleneksel alışkanlıklar olup, geçmişe dayalı uydurmalardır.
Kur'an'da geçen haram aylar ile ilgili konuların, bu 3 aylar ile ilgisi yoktur.
Halk arasında üç aylar olarak bilinen aylar ile Kur’an-ı Kerim’de geçen haram aylar arasında fark vardır. Zilkade, Zilhicce, Muharrem ve Receb ayları hac ayları olup, savaş yapmak yasak olduğu için bu aylar haram aylar = el-eşhuru’l-hurum olarak adlandırılmıştır.
Ramazan ayı ise haram aylardan değildir. Kur’an’da haram aylardan Tevbe sûresinde bahsedilir:
“Gökleri ve yeri yarattığı gündeki yazısına göre Allah’ın katında ayların sayısı on ikidir. Bunlardan dördü haram aylardır. İşte doğru din budur. O aylar içinde konulmuş yasağı çiğneyerek kendinize zulmetmeyin ve Allah’a ortak koşanlar nasıl sizinle topyekün savaşıyorlarsa siz de onlarla topyekün savaşın ve bilin ki Allah günahlardan korunanla beraberdir.
Bu ayda savaşmak için haram ayını başka bir aya ertelemek, küfürde daha ileri gitmektir. İnkar edenler onunla saptırılır. O (haram ayını) bir yıl helal sayarlar, bir yıl haram sayarlar ki, Allah’ın haram kıldığının sayısını çiğneyip, Allah’ın haram kıldığını helâl yapsınlar. Yaptıkları işin kötülüğü kendilerine süslü gösterildi. Allah kâfirler toplumuna yol göstermez. “ (Tevbe, 9/36-37)
-
3 Şubat 2022 Perşembe
İslam'da Kandil Günleri yoktur.
REGAİP KANDİLİ:
İslam'da kandil günleri veya geceleri diye bir kavram yoktur.
Regaip Kandili diye gelenekleştirilmiş bu gün de İslam'a sonradan eklenmiş uydurma bir anlayışın sonucudur.
Regaip kandili anma günleri Nebi Muhammed'in vefatından yaklaşık 500 sene sonra uydurulmuştur.
İslam değil sünni itikatına göre Recep ayında kutlanan Regâip kandili ve bu gecelerin kutlanması gerektiğine dair öne sürülen şeylerin de herhangi bir Kur’anî delili bulunmamaktadır.
► Özellikle tasavvufi eserlerde yer alan, Muhammed Nebi’mizin Regâip gecesinde ana rahmine düştüğü (!), Recep ayının ilk Perşembe günü oruç tutup gecesinde Regâip namazı adıyla bir namaz kılmanın sevap olduğu ve bu gecenin birçok faziletinin bulunduğu yönündeki rivayetlerin hepsi ahlaksızca uydurulmuş iftiralardan ibarettir.
Bu ahlaksız rivayete dikkatle bakıldığında, Muhammed Nebi’mizin ebeveynlerinin çocuk yaptığı güne atıfta bulunulur.
► Bir de halk arasında “üç aylar” olarak bilinen Recep, Şa’ban ve Ramazan ayları hakkında rivayet edilen: “Recep Allah’ın ayıdır, Şa’ban benim ayım, Ramazan da ümmetimin ayıdır.” Sözü de Nebi hakkında yapılan ve geçmişi yüz yıllarca eskiye dayanan dedikodu ve iftiradan ibaret sapkın bir uydurmadır.
Ayrıca yine Recep ayının fazileti hakkında: “Kim o ayda şu kadar namaz kılarsa ona şu kadar sevap verilir, kim o ayda istiğfar ederse ona şu kadar ecir verilir.” şeklinde hadis diye rivayet edilen sözlerin hepsi yine gıybetten, uydurma ve sanki Nebi Muhammed söylemiş gibi aktarılan iftiradan ibarettir.
Özellikle Regâip gecesi ile ilgili olarak halk arasında meşhur olan Regâip namazıyla ilgili rivayeti, 1023 (h. 414) yılında vefat eden Ali b. Abdullah b. Cehdâm isimli Mekkeli sûfî bir zatın uydurduğu kaynaklarda belirtilmektedir.
Yine kaynaklarda Regâip gecesiyle ilgili özel ibadet ve kutlamaların hicri 5. yüzyılda Nebi Muhammed’den 400 yıl sonra (miladi 11. yy) ortaya çıktığına ve bu gecenin ilk defa hicri 448 (m. 1056) yılında Kudüs’te, 480 (m. 1087) yılında da Bağdat’ta “kandil” olarak kutlanmaya başladığına dikkat çekilmektedir.
► Tarihi kaynaklar incelendiğinde, büyük bir kısmı Muhammed Nebi, sahâbe ve tâbiîn dönemlerinde Regâip kandilinin bilinmediğini, kandil geceleri kutlanmasının diğer dinlerin tesiriyle ortaya çıktığını, dolayısıyla bu gecede özel bir ibadet yapmanın dinde yeni ibadet icat etmek anlamına geleceği apaçıktır.
İslam dini işte tam da bu Allah yerine kanun koyan, dini gün belirleyen ve “şu gün şu günlerden daha hayırlıdır, dualar ibadetler daha çok sevapla kabul olur.” diyen zihniyetle mücadele etmektedir.
Yalnız Recep ve Şa’bân ayları hakkında bir kaç söz söylenmesi gerekmektedir: Recep ayı “dört haram ay”dan bir tanesidir. Diğerleri Zilkade, Zilhicce ve Muharrem aylarıdır. Bu aylarda savaşmak haram kılınmıştır.
► İSLAM'DA 3 AYLAR DİYE ADLANDIRILAN KUTSAL ZAMANLAR YOKTUR.
Bu ve benzeri kutsallaştırılmış zaman dilimleri tamamen geleneksel alışkanlıklar olup, geçmişe dayalı uydurmalardır.
Kur'an'da geçen haram aylar ile ilgili konuların, bu 3 aylar ile ilgisi yoktur.
Ayette geçen haram aylar, savaşmakla ilgili hükümler içermektedir.
Halk arasında üç aylar olarak bilinen aylar ile Kur’an'da geçen haram aylar arasında fark vardır.
Zilkade, Zilhicce, Muharrem ve Receb aylarında savaş yapmak yasak olduğu için bu aylar haram aylar = el-eşhuru’l-hurum olarak adlandırılmıştır.
Ramazan ayı ise haram aylardan değildir. Kur’an’da haram aylardan Tevbe sûresinde bahsedilir:
►►►“Gökleri ve yeri yarattığı gündeki yazısına göre Allah’ın katında ayların sayısı onikidir. Bunlardan dördü haram (ay)lardır. İşte doğru din budur. O aylar içinde (konulmuş yasağı çiğneyerek) kendinize zulmetmeyin ve Allah’a ortak koşanlar nasıl sizinle topyekün savaşıyorlarsa siz de onlarla topyekün savaşın ve bilin ki Allah (günahlardan) korunanla beraberdir.
Bu ayda savaşmak için haram ayını başka bir aya ertelemek, küfürde daha ileri gitmektir. İnkar edenler onunla saptırılır. O (haram ayını) bir yıl helal sayarlar, bir yıl haram sayarlar ki, Allah’ın haram kıldığının sayısını çiğneyip, Allah’ın haram kıldığını helâl yapsınlar. Yaptıkları işin kötülüğü kendilerine süslü gösterildi. Allah kâfirler toplumuna yol göstermez. “ (Tevbe, 9/36-37)