27 Şubat 2022 Pazar

İslam'da Kandil Yoktur!

 

#miraçkandili #miraç #kandil #regaipkandili #mevlitkandili #tasavvuf #ehlisünnet #mevlevi #mevlana #ayet #ayetler #ayetullah #hadis #dua #dualar #kuranayetleri #mucize #kuranmucizeleri #muhammed #resulullah #mevlüt #dua #zikir #tasavvuf

MİRAÇ KANDİLİ VE MİRAÇ OLAYI

İSLAM İLE İLGİSİ OLMAYAN BİR UYDURMADIR!

Selam.

Kur'an'da özel bir mucizesi olmadığı özellikle belirtilen Muhammed Nebimizi diğer peygamberlerle yarıştırıp üstün kılmak isteyen müşrik zihniyetler, ona da bir süper kahramanlık yakıştırarak Miraç olayını uydurmuşlardır. Çünkü mucizesi olmayan Muhammed Nebi'yi kabul etmiyorlardı, muhakkak üstün özellikleri olmalıydı. 

Miraç diye nicedir insanlara anlatılagelen ve Nebi Muhammed as.'ın uzayda dolaştığı iddia edilen olay hiçbir zaman olmamış bir masaldır.

Toplumlar tarafından mübarek kabul edilen bu geceler, Muhammed Nebi’mizin döneminden çok sonra (en erken 350 yıl sonra!) Mısır ve Kudüs’te kutlanmaya başlamış, daha sonra İslam dünyasının çeşitli bölgelerine yayılmıştır.

Bu kutlamalar İslam’ın bir emri veya bir tavsiyesi değildir. Müslüman toplumlar tarafından ortaya çıkarılmış ve bir “gelenek” haline gelmiştir. Osmanlı padişahlarından II. Selim döneminden itibaren ‘kandil’ adını alan bu geceler Müslümanlar tarafından mirâciye, regâibiye, mevlüt gibi çeşitli etkinliklerle ihya edilmiştir. Kandil gecelerini kutlayan her toplum kendi kültüründen bir şeyler eklemiş ve böylece bu geceler gelenekselleşmiştir. 

Miraç olayı için delil olarak gösterdikleri İsra Suresi 1. ayete bakalım:

►Bir kısım ayetlerimizi kendisine göstermek için, kulunu bir gece Mescid-i Haram'dan, çevresini bereketlendirdiğimiz Mescid-i Aksa'ya ►►YÜRÜTEN◄◄ O yücedir. Gerçekten O, işitendir, görendir.

Görüldüğü üzere Kur'an bize; semaya uçmak, fırlamak, binek Burak ya da binek RefRef ile kainatı dolaşmak gibi mucizevi bir anlatım değil, "yürümek" eyleminden bahseder.

Hem de bu ayette bir noktadan diğer bir noktaya yürütülen kişi de Muhammed as. değildir.

Allah elçilerden birinden söz etmektedir. Muhtemelen de Musa as İbrahim as. hatta Nuh as. bile olabilir.

Nereden mi anlıyoruz?:

Yukarıdaki İsra Suresi 1. Ayet ile hemen ardından 2. ve 3. ayet konuyu tamamlamaktadır:

1►Bir kısım ayetlerimizi kendisine göstermek için, kulunu bir gece Mescid-i Haram'dan, çevresini bereketlendirdiğimiz Mescid-i Aksa'ya ►YÜRÜTEN◄ O yücedir. Gerçekten O, işitendir, görendir.

2-3► Musa'ya kitap verdik. Ey Nuh'la beraber taşıyarak kurtardığımız kimselerin soyundan olanlar! Beni bırakıp başkasını vekil edinmeyesiniz diye onu İsrailogulları'na doğruluk rehberi kıldık. Doğrusu Nuh, çok şükreden bir kuldu.

Kur'an'da Allah, Nebi Muhammed'e, insanları şaşırtarak dine ve Allah'a inandıracağı doğaüstü bir mucize verilmediğini şöyle açıklar:

►Bizi, mucizeler göstermekten alıkoyan, daha öncekilerin onları yalanlamış olmasından başka bir şey değildir. (İsra 59)

Buna rağmen, Allah'a ve Nebi'sinin getirdiği dine imanda sorun yaşayan toplumlar, diğer Nebileri kıskanırcasına Muhammed. as a da mucizeler uydurarak ona ve Allah'a iftira üretmişlerdir.

◄Nebi Muhammed as.'a atılan diğer iftiralar şunlardır.►

• Ayı ikiye yarması yalanı.

• Sünnetli doğması yalanı.

• Doğduğu gün dünyada bin yıllık ateşin sönmesi yalanı.

• Göğe kaldırılması, Miraç yalanı.

• Gökyüzünde Allah ile anlaşma yapması yalanı.

• Namazı 5 vakte indirmesi yalanı.

• Ona şefaat yetkisi verildiği yalanı.

• Onun için kainatın yaratıldığı yalanı.

• ve devam eden diğer yalanlar...

İlk  defa  Malik  İbn  i  Sasa'nın  naklettiği  rivayetteki  anlatılanlara   bağlı  olarak  Müslümanların   aldatıldığı,  dini  duygularının  istismar  edildiği  konulardan  biri  de  yine  dine  sonradan  sokulan   Miraç  Kandili  gecesidir.  

Zuhruf  Suresinin  84. ayetinde   "Göklerdeki ilah O’dur, yerdeki ilah da O’dur. Doğru kararlar veren ve her şeyi bilen O’dur."  

ifadeleriyle  belirtildiği  gibi  Yüce  Rabbimiz  Allah,  gökte  ve  yerde,  Kâinatın  her  zerresinde  olduğu  halde  bu  gecede  sanki  Allah  bizden  çok  uzaklardaymış, ulaşılamaz göklerdeymiş gibi  bir  inanç  ile,  Nebimiz Muhammed'in gökyüzüne  Allah'ın  huzuruna  miraca  çıkarıldığı  ve  bundan  dolayı  da,  insanların  fıtri  yapısında  mevcut  olan,  bir  gecede  kolay  kazanç  elde  etme  zaaflarından  yararlanılıp,  geceyi  çeşitli  ritüellerle  ihya  eden  mütedeyyin  insanlara  da  diğer bol ödüllü kandiller gibi miraç  adı ile de  Cennetin  vaat  edildiği  kutsal  bir  gece  haline  getirilmiştir.  

Bu  kutsallaştırılmış  gecede  Cennete  giden  yol,  sayılı  ve  pazarlıklı  zikirmatiklerle  çekilen  tespih  zikirleri  ile,  aslı  astarı  ve  kimin  dine  soktuğu  belli  olmayan  hezeyanları  yerine  getirmekle  tarif  edilmektedir. Bütün  bunlar  için  de  bu  kaynaklarda,  Kur’andaki  İsra  Suresinin  1. ayetinde  özellikle  " gece  yürüşü "  ifadesi  ile  Necm  Suresinin  1 – 18. ayetleri  içerisindeki  "  Sidret  i  münteha "   ifadesi   saptırılarak  Miraç  konusuna  delil  yapılmaktadır. Sonra  da  konu  allanıp  pullanıp,  değişik  hikâyelerle  bir  efsaneye  ve  Muhammed Nebi'nin  mucizesine  dönüştürülmektedir. Buna  bağlı  olarak  da  Ramazan  ayındaki  Kadir  Gecesine  benzetilerek,  her  yıl  Recep  ayının  27. gecesi  de  Miraç  Kandili  olarak  kutlanmaktadır.

Bu  gecelerde  televizyon  kanallarında,  Camilerde  Süleyman  Çelebi'nin  sevgi  abartılarıyla  yazdığı  küfür  ve  şirk  ile  dolu  meşhur peygamber  methiyesi  olan  mevlit  şiiri  okunur,  toplumun bir kesimine kendini pek sevdirmiş ve medyadan din üzerinden bol bol para kazanan birtakım  ilâhiyat  profesörlerince  allanarak,  pullanarak  miraç  efsanesi,  Peygamberin  gökyüzüne  nasıl  çıktığı,  beş  vakit  namaz  farzını  Allah'la  yaptığı  pazarlıklar  sonucunda  nasıl  alıp  geldiği, Yunan  mitolojisinin  kanatlı  atlarına  benzer  şekilde,  Allah'ın  gönderdiği  erkek Burak  ve  dişi Refref  binekleriyle  yaptığı  uzay  yolculuğu,  ölmüş  olan  diğer  perygamberlerce   gökyüzünün  tabakalarında  nasıl  karşılandığı,  küçük  çocukları  uyutma   masalları  gibi,  Allah'tan  korkmadan  bir  güzel  anlatılır.  

Gözler  de  yaşlarla  dolar. Telefonlarla   kandil  ve  lamba  kutlamaları  yapılır,  mesajlar  çekilir.  Kandil  simit  ve  çörekleri  dağıtılır.  Okunan  mevlitlerin  ardından  uzun  uzun   dualar  ettiren  hoca  efendilerin  ve  amin  diyenlerin  elleri  yorulur.  Ama  bu  vesileyle  de  ekranlarda  bu  masalları  anlatan  ünlü  ilâhiyatçılar,  mevlithanlar,  hafızlar  nefes  hakkı  için  herhalde  güzel  paralar  kazanırlar.  Anlatıldığına  göre,  Allah’ da  bu  gece  duaları  bol  bol  kabul  edecek  ve  katlamalı  olarak  sevapları  arttıracak  ve  Cennetin  kapılarını  ardına  kadar  açacaktır. 

Bu  inançlarla  yaşatılan  ve  Kur’anın  mealini  Türkçe  okumaktan  uzak  tutulan  Müslüman  kardeşlerimiz  de,  çoğunlukla  Kur’anı  kendileri  anlayarak  okuma  çabasında  olmadıkları  için,  her  gecenin  Allah  katında  makbul  olduğunu,  her  zaman  ve  her  yerde  kabule  layık  olan  duaların  kabul  edileceğini,  sadece  bir  gece  değil,  Allah’ın  her  an  anılmasının,  ibadetin  samimiyetinin,  sürekliliğinin  gerekliliğini,  kandil  geceleri  denilen  bu uydurma ve Allah'a saygısızca icra edilen kutsal  gecelerin,  Kur’anda,  İslam’da  ve  Peygamberimizin  zamanında  olmadığını  hiçbir  zaman  öğrenemeyeceklerdir. 

Din  ve  Diyanet  sorumlularının  da   genellikle  Kur'anın  dışında  aldıkları  hadis  ve  rivayet  eğitiminin  etkisiyle,  "Biz  teamüllerimizden,  atalarımızın   bize  bıraktığı  geleneklerimizden  vaz   geçemeyiz,  bunlar  bizim  dinimizin  zenginlikleridir,  insanlarımız  bu  gecelerle  birbirine  kaynaşmaktadır." dediklerinden  dolayı  da  yaşananların  doğru  olup  olmadığı  sorgulaması  hiç  bir  zaman  yapılamayacaktır.  Oysa  Yüce  Rabbimiz,  Sad  Suresinin  29. ayetinde  

“ Sana  bu  bereketli  Kitab’ı  ayetlerini  düşünsünler   ve  aklı  olanlar  öğüt  alsınlar  diye  indirdik. “  diyerek  Kur'an  öğüdüne  dikkat  çekmektedir. 

Sonuç  olarak  anlatılan  ve  yaşanan  olayları  ile,  rivayetlerde  geçen  ayrıntıları  ile  Miraç,  inanılması  ve  dinin  bir  parçası  gibi  yaşanılması  gereken  bir  gerçek  değildir.  Ancak  toplumda,  önce  1570  li  yıllarda  sokaklarda  ve  Camilerde  kandiller  yaktırarak,  Osmanlı  Padişahı  Sarı  Selim'in  dine  soktuğu  Kandil  geceleri,  1588  yılında  Osmanlı  Padişahlarından  3. Murat'ın  siyasi  olarak  bu  gecelerde  Camilerde  mevlit  okutturması  ile,  her  nasılsa  yerleştirilmiş  olunan  bir  gelenektir,  dine  sonradan  sokulan  bir  yanlıştır.

Kutsal olduğu düşünülerek icra edilen kandil geceleri ve o gecelerde toplu ya da bireysel olarak Allah'a ve öğretilerine aykırı bu gibi şirk içerikleri hareketlerden ve İçindeki  küfürlerden  Allah’a  sığınırız.  

Her  Müslüman,  Kur’anı  bizzat  kendisi  anladığı  dilden  okumalı,  aklını  kullanmalı,  her  rivayete,  Din  adına  her  söylenene  inanmamalı,  mutlaka  Kur’an  ile  sorgulamalıdır. 

Yüce  Kitabımız  Kur’anda  İbrahim  Suresinin  1. ayetinde  “  Elif  Lam  Ra  ! Bu  Kitap  Bizim,  insanları  Rablerinin  izni  ile  karanlıklardan  aydınlığa  ve  göklerde  olan  şeyler,  yerlerde  olan  şeyler  Kendisinin  olan  Aziz  Allah’ın  yoluna  çıkarman  için  sana  indirdiğimiz  bir  ışıktır. “  ifadeleriyle  belirtilerek,  karanlıklardan   kurtulmanın,  aydınlanmanın  yegâne  kaynağının  Kur’an  olduğu  anlatılmaktadır. Bu  nedenle  Allah'a  ve  Kitabına  inanmış,  iman  etmiş  olduğunu  söyleyen  insanların,  kandil,  lamba,  mum,  elektrik  gibi  dünyanın  geçici  araçlarının  uydurma  aydınlığına  sığınmaları  yerine,  Kur'an ile aydınlığına  kavuşmaları  dileğiyle...